Posts Tagged 'nwo'

Çokkültürcülük yalanı

Youtube kanalımda zaman buldukça konuşulması yasak veya tabu olan konulara çomak sokan videolar paylaşacağım.
Bu filmin Avrupa ırkını hafif kayıran bakış açısı sizi yanıltmasın. Bu film kinayeli bir dille, propaganda bombardımanı altında popüler ortamlarda konuşulamayan, hele dünyadan bağını git gide koparmış ülkemizde hiç konuşulmayan bir konuyu biraz da rahatsız edici biçimde ele alıyor. Bir kaç dakika içinde klişeleşmiş güncel dogmatik söylemlerin mantıksızlığını komik biçimde sergiliyor. Konulara aşina olanlar için eğlenceli bir yapım. Aşina olmayanlara süper-sıkıştırılmış bir özet geçeyim… Okumaya devam edin ‘Çokkültürcülük yalanı’

Reklamlar

AKP – Cemaat kavgası hakkında küçük bir not

Bu kavganın blogumun konusu ve kapsamıyla ne ilgisi var? Anlatayım. Aşağıdaki harita dünya devletinden önceki son aşama olan kıta birliklerini gösteren haritadır. Tek, faşist dünya devleti ülküsü küresel sermaye veya bir başka adıyla küresel elit veya bir başka adıyla CFR+TC+Bilderberg veya bir başka adıyla Siyonizm’in amacıdır. Okumaya devam edin ‘AKP – Cemaat kavgası hakkında küçük bir not’

“Skynet” veya bildiğimiz adıyla Google

Boston Dynamics, Google’ın satın aldığı sekizinci robotik şirketi oldu. (http://www.nytimes.com/2013/12/14/technology/google-adds-to-its-menagerie-of-robots.html?_r=0) Robotik alanında çalışan akademisyenler buna dönüm noktası diyor. Önceki yazılarımda Google’ın yapmaya çalıştıklarına değinmiştim. Şimdi Google’ın resmen satın aldığı şirketlerin listesine bakalım: Okumaya devam edin ‘“Skynet” veya bildiğimiz adıyla Google’

Özgürlüğünüzü altın tepside sunmayın

Uzun süre sonra hayırdır diyeceksiniz. Ben burada çizmek istediğim resmi büyük oranda çizdiğimi, uyarımı yaptığımı düşünüyorum. Bunun ötesinde güncel konuları izleyip yorum yazmayı düşünüyordum ama okumakta ve yazmakta olduğum başka şeyler yüzünden blogu ihmal ettim. Ordu Suriye’ye girerse Rusya doğalgazı kesecek, işte o zaman çok eğleneceğim ve bir şeyler yazacağım. Veya ABD Suriye bahanesiyle Türkiye’ye asker çıkarır ve o asker de RTE’nin yapıştığı gibi yapışır kalırsa, bu kez hızlandırılmış bir iç savaş ve çöküş süreci başlayacak ve bir şeyler yazacağım. Veya İsrail ve köpeği ABD İran’a girer, petrol musluğu kapanır, benzin karnesi başlarsa yazacağım. O ana dek çürüme ve yıkılma süreci rayına oturmuş, ilerliyor, ben de bir yandan dua edip bir yandan lanetler yağdırarak öngörülerimin gerçekleşmesini izliyorum, yapacak bir şey yok.

İnsanların aptallığının yeni sınırlarını keşfeder, ufkumuzu genişletirken; egemen onbinde bir, gökyüzüne uçaklarıyla zehir boşaltır, para kazanma ve harcama özgürlüğümüzü günden güne daraltırken, deri altı çip için gün sayarken, aşılarıyla çocuklarımızı, biyoteknolojileriyle yiyeceğimizi zehirler, sağlık sistemini çökertir, zehirden hastalanınca tedavi olma umutlarımızı yıkarken, yer altı ve yer üstü suyumuzu, hatta havada henüz yağmayı bekleyen bulutu  litre litre gasp ederken, düşünme ve konuşma özgürlüğümüzü dört bir taraftan ablukaya alırken, yeni sivil ve savaş teknolojileriyle, sanayi atığıyla arıyı, kuşu, otu, böceği, balinayı yeryüzünden silerken, insanı bedeni ve ruhuyla alınıp satılacak bir “mal”a dönüştürürken… bazıları “neden özgürlüğümü kendi ellerimle kısıtlamıyorum ki” diye düşünüyor olmalı ki, Facebook’a üye olmak, Twitter’da aptallığını 140 harfe sığdırmaya çalışmak, 24 saat cep telefonu kullanmak, mesleki bilgilerini Linkedin’de cümle aleme ilan etmek, yaşamını ipotek ederek kredi üstüne kredi çekmek gibi işlerle meşgul oluyorlar. Sevdiğim insanlara yaptığım uyarıları burada kısaca okurlarıma yapmak istiyorum.

1) Banka

Kardeşim! Banka senin dostun değildir. Biliyorum, inanması zor ama, gerçek bu. Şartları zorla, kredi alma, şartları zorla, kredi kartı kullanma, şartları zorla, bankaya müşteri olma. Birikimini fiziki karşılığı olan altın hesabında veya kiralık kasada fiziki altında  tut. Vadesiz ve vadeli tüm mevduat hesapları, döviz, fon, altın fonu, hisse sendi, tahvil, bono vb. tüm yatırım araçları faize konudur. Faiz alma, aldırma, verme, verdirme, suça ortak olma. Aldığın ve verdiğin faizler çocuğuna pranga, kelepçe, başına bomba olarak geri dönecek. Kredi kartınla yaptığın alışverişlerin bilgisi sonsuza dek saklanıyor. Bilgi silahtır. Dostun olmayan insanların eline silah verme. Bankaya para kazandırma. Banka senin daha doğmamış çocuğunu sömürüyor. Artık gizleme gereği bile duymuyorlar. Bir banka açıkça diyor ki: “O kadar kuş beyinlisiniz ki, bizden it gibi kredi alacaksınız, eşek gibi çalışıp ödeyeceksiniz.”

2) İnternet

Facebook’tan çık. Facebook bir şirket, amme hizmeti yapmıyor. Hani reklam da görmüyoruz. O zaman ne alıyor, ne satıyor? Seni satıyor! Senin bilgilerini, gönüllü olarak bütün dünyaya açık ettiğin mahremini satıyor. Sahibi ve yöneticilerinin kirli bağlantıları ortada. Bunlar gizli şeyler değil. Dostlarınla eposta grupları üzerinden haberleş. Facebook ve Twitter paylaşımları yüzünden işten atılan, soruşturma geçiren, mahkemelik olanın haddi hesabı yok. Google kullanıyorsan bilgilerini paylaşmadan kullan. Google her kullanıcısının arama kaydını ve ulaşabildiği diğer bilgilerini ileride ticari ve hukuki olarak kullanılmak üzere tutuyor. Başka arama motorlarını veya Google sonuçlarını kimliğini gizleyerek getiren siteleri kullan. Chrome kullanırken eklenti yükleme, kullanıcı girişi yapma, en iyisi Chrome kullanma. Kopyası olan Yandex’i dene. Google, Twitter, Facebook… Bunların hepsi üç beş kişilik dar bir çevreden yönetiliyor ve bunlar gizli değil. Linkedin de farklı değil. Gerçek adınla işinin gücünün kaydını tutuyor. Fotoğraf paylaşım sitelerine kendi fotoğrafını koyma. Rumuz kullanmak seni korumaz. Facebook’taki fotoğraflarla diğer fotoğraflardaki yüzleri eşleştirebilen yazılımlar var. Kural neydi? “Bir olanak var ise, yeryüzünde herhangi bir anda o olanağı kötü amaçlar için kullanan en az bir kişi vardır.” Her siteye gerçek adınla girme. Hatta internete VPN ile bağlan. IP adresini gizlemenin yollarını öğren. “Ben suç işlemiyorum ki?” deme. Bugün suç olmayan şey yakında suç olabilir. Ve bu olduğu zaman seni mahkum etmek için senin hakkında tutulmuş bütün kayıtlara ulaşacaklarına emin ol. Anayasa kitapçığı, Nutuk, Suç ve Ceza gibi “normal” eserler bile belli şartlarda suç delili olabiliyor.

3) Cep telefonu

Cep telefonları sadece beynini pişirip kanser yapmakla kalmaz. Cep telefonları senin bulunduğun mahalle bilgisini dünyanın her yerinde takip edilebilir kılar. Bunu bilerek kullan. Her isteyene, özellikle satıcılara, şirketlere cep numaranı verme. Bilinmeyen numaralar servislerinden numaranı çıkarttır. Seni reklam için arayanlara telefon numaranı nereden bulduklarını sor, yanıtlamadıkça onları dinlemeyeceğini söyle.

Ve genel ilke… Sana yaklaşan hiç bir ticari işletme, hiç bir politik örgüt senin iyiliğini düşünmez. Bütün yenilikler ya ticari ya da politik örgütlerden gelir. Dolayısıyla bütün yeniliklerin altında bir bit yeniği, bir kötü niyet vardır. Kuşkucu ol kardeşim! “Bunlar bana ne verecek?” deme, “Bunlar benden ne istiyor?” de. Aptal olma. Özgürlüğünü alacaklarsa da buna önce güç yetirsinler. Koyun olma! Koyunlar bile kurda kendilerini kendi istekleriyle teslim etmezler.

Güncelleme:

http://www.internetworldstats.com/stats4.htm

Bu adreste Facebook üyelerinin sayısı sıralanıyor. Excel’de hesapladım. Yarım porsiyon ülkeler Güney Kıbrıs ve Karadağ’ı saymazsanız Türkiye %88 ile Avrupa’nın Facebook’a en çok üye olan ulusu. Türkiye’de nüfusa göre internet erişim oranının (penetration deniyor) düşük olduğunu da hesaba katınca, kabaca şunu söyleyebiliriz:  İnternete kapağı atan Türk, soluğu Facebook’ta alıyor. Bu istatistik bize bir şey anlatıyor. 14 yıldır internet kullanıyorum, Türkiye’nin interneti yabancıladığını, interneti ticaret ve haberleşme için benimseyemediğini, çoğunluğun interneti hala oyuncak sandığını söyleyebilirim. Belli ki Facebook, Türk’ün imgeleminde internet kavramının büyük bir kısmını oluşturuyor. Cahilliğin, aymazlığın bu kadarını anlatmaya benim edebiyatım yetmiyor, idare edin.

Küresel Kriz: Ne Kadar Vaktimiz Var?

zamanAdrian Salbuchi

Küresel Araştırma, 8 Mayıs 2009

İyi bir doktor haberler ne kadar kötü olsa da hastasına onu neyin hasta ettiğini söyler. İyi bir doktor doğru bir teşhisle işe başlar. Öte yandan kötü doktor doğru teşhis koyamaz ya da daha kötüsü, gerçeği hastasından saklar. Durumu kötü olan bir hasta kendisine hastalığı söylendiğinde, durumunu kabullenmeden önce inanamama ve inkar aşamalarından geçer. “Bu işte bir yanlışlık var, doktor bir hata yapmış olmalı” sözünde inanamama durumu vardır. Fakat teşhis doğrulandığında hasta tümden inkar sürecine girer: “Böyle bir şey olamaz, imkansız!”

İyi doktor tedavi acılı da olsa hastayı durumu kabullenmeye teşvik eder. Tedavi ancak bu şekilde başlayabilir. Toplumsal çalkantı başgösterdiğinde de benzer bir şey olur. Aşağıda bütün dünyada gideren artan şiddette bazı süreçlerin sonuna geldiğimiz gerçeği ile ilgili anahtar başlıkları ele aldık. Küresel medya tam tersini söylüyor olabilir, çoğu politikacı ne olup bittiğini tam anlayamıyor olabilir, ama halkın büyük kısmı bir şeylerin ters gittiğini sezinliyor, ancak mantığında bir yere oturtamıyor. Kimi aydınlar gerçekte ne olduğunu ya da nereye gittiğimizi anlıyor olabilirler, ama kabullenemiyorlar(inkar). Okumaya devam edin ‘Küresel Kriz: Ne Kadar Vaktimiz Var?’