Posts Tagged 'ekonomi'

Kesişen Yollar: Ekonomi-Ekoloji-Enerji

Her mesele kabul edilene kadar üç aşamadan geçer: İlkinde alay edilir. İkincisinde muhalefet edilir. Üçüncüsünde doğal sayılır.

– Arthur Schopenhauer

Ekonomi, sandığımız gibi anlaması zor bir mekanizma değildir. Yanılgıya düştüğümüz nokta, ekonomiyi ekonomistlere bırakmak gerektiğidir. Hakim yönetim anlayışı, eğitim sistemi, basın, devlet, hatta ekonomi kitapları bile bize bunu söyler. Ama bu çok büyük bir yalandır. Temelleri kavradıktan sonra hepimiz ekonomiyi ilgilendiren konularda fikir sahibi olabiliriz.

Belki bir kaç kitap okuyarak edineceğiniz bilgiyi size bu kısacık yazıda vermeye çalışacağım. Yani okuyacağınız yazı özetin özetidir. Ayrıntılı bilgi edinmek isteyeni elbette kütüphaneler kollarını açmış bekliyor, ancak İngilizce biliyorsanız yazının sonunda verdiğim linkleri karıştırarak işe başlayabilirsiniz. Bu konuda asla aklımızdan çıkarmamanız gereken şudur: Dünyanın tamamını ilgilendiren konularda herkesin bilgi sahibi olması istenmez. Bu, güç sahiplerinin işine gelmez. Bu yüzden birçok bilgi kaynağında bilgiler eksik ya da taraflı olarak verilmiştir.

Bu makale birbirinden ayrı gibi görünen disiplinleri çakıştırarak günümüzdeki gidişatı toptan kavramanıza yardım etmek amaçlıdır. Ekonomi, ekoloji ve enerji konuları birbirine paraleldir. Bu konuların(esasen kriz potansiyellerinin) kesiştiği noktayı(toptan çöküşü) anladığınızda, belki de bu hayatınız boyunca duyduğunuz en önemli, en sarsıcı haber olacak. Sizden “ezbere” bildiğiniz bazı gerçekleri, denklemleri geçici olarak unutmanızı, önyargı ve inançlarınızdan kurtulmanızı rica ediyorum. Okumaya devam edin ‘Kesişen Yollar: Ekonomi-Ekoloji-Enerji’

Reklamlar

Küresel Kriz: Ne Kadar Vaktimiz Var?

zamanAdrian Salbuchi

Küresel Araştırma, 8 Mayıs 2009

İyi bir doktor haberler ne kadar kötü olsa da hastasına onu neyin hasta ettiğini söyler. İyi bir doktor doğru bir teşhisle işe başlar. Öte yandan kötü doktor doğru teşhis koyamaz ya da daha kötüsü, gerçeği hastasından saklar. Durumu kötü olan bir hasta kendisine hastalığı söylendiğinde, durumunu kabullenmeden önce inanamama ve inkar aşamalarından geçer. “Bu işte bir yanlışlık var, doktor bir hata yapmış olmalı” sözünde inanamama durumu vardır. Fakat teşhis doğrulandığında hasta tümden inkar sürecine girer: “Böyle bir şey olamaz, imkansız!”

İyi doktor tedavi acılı da olsa hastayı durumu kabullenmeye teşvik eder. Tedavi ancak bu şekilde başlayabilir. Toplumsal çalkantı başgösterdiğinde de benzer bir şey olur. Aşağıda bütün dünyada gideren artan şiddette bazı süreçlerin sonuna geldiğimiz gerçeği ile ilgili anahtar başlıkları ele aldık. Küresel medya tam tersini söylüyor olabilir, çoğu politikacı ne olup bittiğini tam anlayamıyor olabilir, ama halkın büyük kısmı bir şeylerin ters gittiğini sezinliyor, ancak mantığında bir yere oturtamıyor. Kimi aydınlar gerçekte ne olduğunu ya da nereye gittiğimizi anlıyor olabilirler, ama kabullenemiyorlar(inkar). Okumaya devam edin ‘Küresel Kriz: Ne Kadar Vaktimiz Var?’