Posts Tagged 'dünya devleti'

Düşünceyi yönetmek

İnsanın evrilmesinin hayvanınkinden farkı, fiziksel rekabetin değil zihinsel rekabetin öne çıkması. Fiziksel rekabet eski zamanlarda savaş, yokluk, açlık gibi zor durumlarda en güçlü bedenlere sahip olan insanları seçmiş, ama bu evrim bir noktadan sonra, yani uygarlığın kurulmasından sonra yerini zihinsel evrime bırakmış. Savaşları güçlü olan değil, zeki olup daha iyi silahları geliştiren, daha iyi taktik uygulayanlar kazanır olmuş. Zihinsel evrim sürüyor ve zihinsel rekabette önde olanlar (örneğin Batı, örneğin sermaye sınıfı) geride olanlara (örneğin III. Dünya, Türkiye, örneğin işçi sınıfı) egemen olmayı sürdürüyor. Bu egemenliği yalnızca askeri ve ekonomik olarak anlamamak gerekir. Zeki ve bilgili olanlar, aptal ve cahil olanların üzerinde her alanda tam bir egemenlik kurmak ister. Bunun için eldeki bütün araçları kullanırlar. Basın ve kitlesel iletişim araçları da bunlardan biri. Aslında kitlesel iletişim kavramında bir sorun var, çünkü televizyon, gazete, kitap ve kısmen internet gibi araçlar tek yönlü çalışıyor, yani iletişime değil, yalnızca iletime hizmet ediyor. Bu, ciltlerce kitabı doldurabilecek bir araştırma konusu. Basında dezenformasyon (bilgi çarpıtması), basın yalanları, Hollywood yalanları, televizyonun uyuşturması gibi anahtar sözcükleri aratarak bu konuda pek çok çalışmaya ulaşabilirsiniz. Elbette bu sözcüklerin İngilizcelerini de aratmanız gerekecek, çünkü ülkemizde bu konuda pek az ciddi çalışma var. Okumaya devam edin ‘Düşünceyi yönetmek’

Reklamlar

İnsanlığın Kısa Tarihi: Büyük Resim

adam-eveHayatı, tarihi dört evreye ayırmak mümkün. Her evrede işler giderek kötüleşmiş gibi görünüyor. Hızlanarak artan üstel fonksiyon grafiklerini savaş, kaos, mutsuzluk için de çizebiliyoruz sanki. Bu sürdürülebilir olmayan gidiş bir şekilde duracak, hem de çok yakında.

Ne kadar süredir var olduğumuz hakkındaki tahminlerin ortalaması 100 bin yıl. İster maymundan gelelim, ister Adem’den, çok uzun bir süreyi avcı-toplayıcılıkla geçirdik. Çok kısa bir süredir tarım yapıyoruz. Ve çok çok kısa bir süredir madenleri kulanıyoruz. Varoluş tarihimize geniş açıdan baktığımızda ise sanayinin yeryüzünde adeta bir kaç dakikadır var olduğunu görüyoruz. Çok yeni ve bize çok yabancı bir ortamdayız. Genlerimiz, bedenlerimiz “ilkel” diye kestirip attığımız ve hakkında çok az şey “hatırladığımız” hayata göre ayarlı. Bunu inkar edemeyiz. Peki nereye doğru gidiyoruz? Önce nereden geldiğimizi düşünelim. Geçirdiğimiz aşamaları özetliyor ve gelecek için öngörü yapıyorum: Okumaya devam edin ‘İnsanlığın Kısa Tarihi: Büyük Resim’