İnsan Kaynaklı Küresel Isınma Yalanı

Kitap satış sitesi İdefix’in dergisi Sabitfikir’in Aralık 2014 sayısı Küresel Isınma konusuna ayrılmıştı. Dergideki makalelerden birinde konuyu işleyen kitaplardan kısaca söz ediliyor, sonra da Türkçe’ye çevrilip yayınlanmamış ama yayınlamaya değer olduğu düşünülen kitapların bir listesi veriliyor. Orta sayfada okunması önerilen kitapların biraz daha uzun bir listesi var. Ama kitapların hemen hiçbiri bilim okurları için yazılmış değil ve dahası Sabitfikir karşı fikirlere söz hakkı tanınmıyor. Farklı düşünenleri de peşin peşin “aptal” olarak niteliyor. Buna tepkimi göstermek için dergi editörüne ve yazarlarına bir eposta attım. Hiçbiri yanıt vermek nezaketini göstermedi. Konu yıllardır karşıma çıktıkça araştırıyorum. Basın-yayının konuya tek taraflı yaklaştığı ve karşıt görüşlere söz hakkı tanımadığı çok belli. Her zaman olduğu gibi konuya eleştirel yaklaşmamız gerekiyor. Hele basın karşıt görüşlerin itibarsızlaştırılmasında ağız birliği etmişse.

İklim değişikliğinin karbondioksit salımıyla bağının kanıtlanmadığını savunan görüşe ülkemizde yer verilmiyor. Dolayısıyla yalnızca yazılmayanı yazmayı amaçlayan bir blog olarak Büyük Çöküş bu konuda okuruna kapsamlı bir yazı borçlu. Yanıtsız kalan epostamın meraklısı için en azından konuya bir giriş niteliğinde olmasını umuyorum.

Merhaba

Sabitfikir’de iklim değişikliği ile ilgili kitap önerilerinizi (“keşke çevrilse”) eksik ve yanlış buluyorum. Konuya yaklaşımınız tek taraflı ve insanları gerçeği bulmaya ve bilgilendirmeye yönlendirmiyor, propaganda yapıyorsunuz. İlerleyen sayfalarda konuyla ilgili daha fazla kitap önerisi var, aynı çarpık yaklaşım orada da sürüyor.

Hoş, dergi boyunca konunun küresel ısınma veya iklim değişikliği olarak adlandırılması dar bakış açınızı ortaya koyuyor. Sizin insanların kafasına sokmaya çalıştığınız konunun adı “insan kaynaklı iklim değişikliği”dir. Tartışma da buradadır. Değişimin insan kaynaklı olduğu konusunda bir uzlaşma yoktur. Basın-yayını özgürce ve bilgece izlemeyi bilenler sesi bastırılan azımsanamayacak bir bilim adamı ve yazar kalabalığının bu teze karşı çıktığının farkındalar. Siz değilsiniz.
İKİD propagandası yapan popüler yazarların pek çoğunun bilimadamı olmadığını gözden kaçırıyorsunuz.

En büyük kanıt olarak sunulan CO2-sıcaklık grafiklerinin nedenselliğin yönü hakkında yani hangisinin hangisini tetiklediği hakkında bilgi vermediğini gözden kaçırıyorsunuz. Artan sıcaklığın CO2 yoğunluğunu artırması gerçeğinin, yani ters nedenselliğin bugünlerde yaşandığını hesaba katmıyorsunuz.

Kanıt yükümlülüğünün değişimin insan kaynaklı olmadığını öne sürenlere değil, olduğunu öne sürenlere ait olduğunu ve henüz tartışmayı sonlandıracak bir kanıtın ortaya konmadığını,
IPCC rapor taslaklarının gizli olduğunu ve yayınlanmadığını,
IPCC’nin bilimsel değil politik bir kurum olduğunu, bilim değil politika tarafından yönlendirildiğini ve bunun yaygın bir yakınma konusu olduğunu,
IPCC’ye rapor hazırlayanlar arasında değişimin insan kaynaklı olmadığını düşünen akademisyenlerin de olduğunu,
Verilere boğulmuş IPCC rapolarında en önemli konu olan gaz salımlarıyla ısınma arasındaki nedensellik bağı üzerinde durulmadığını,
IPCC raporlarının nihai metinlerinin bilimadamlarının onayına sunulmadığını,
IPCC raporlarında sera etkisine yol açan eylemlerin yani “endüstri” veya “endüstri ve tarım” olarak anılmayıp “anthropo-, human emissions, human activity” sözcüklerinin politik bir titizlikle seçildiğini,
Yine bu raporlarda geçen “devrilme noktası” gibi sözcüklerin yaygaracı ve bilimsellikten alabildiğine uzak olduğunu,
Kyoto sonrası “düzelme” raporlarının bilimsel olmadığını ve alınan önlemlerin işe yaradığını gösteren bilimsel bulgudan yoksun olduğumuzu,
CO2’nin sera etkisinin bütün gazların sera etkisinin yanında devede kulak kalmasına rağmen CO2 ile ilgili alınan önlemlerin mantıksızlığının popüler yayınlarda dile getirilmediğini,
Gaz yoğunluğunun atmosfer sıcaklığına etkisinin bütünüyle hipotezlere, daha doğrulanamayan hipotezlere dayandığını,
CO2-sıcaklık hipotezinin 1940-1980 arasında ortalama sıcaklıkların düşmesini ve 2003’ten bugüne sabit kalmasını açıklayamadığını,
İklim modellerinin içinde bulunduğumuz yıllarla ilgili sıcaklık öngörülerinin çoğunun yanlış çıktığını, bilimsel yöntemde yanlış öngörünün hipotezi de çürüteceği ilkesini görmezden geliyorsunuz.

Yerin altında çıkarılmaya uygun olarak bekleyen fosil yakıtların tüketiminin gönüllü olarak durdurulamayacağını biliyorsunuz. Peki, bunu çözüm diye önerenlerin samimi olmadığını itiraf edebiliyor musunuz?

Olay bilimsel kılığa büründürülürken bir bakıyorsunuz İKİD’i desteklemek için yazılan her bir metinde “bilimadamlarının yüzde şu kadarı İKİD’e inanıyor, o halde İKİD doğrudur” safsatası var. Oylama ve çoğunluk fikri bilimsel yöntemin bir parçası değildir. Tıp, tarih ve psikiyatri gibi alanlarda çoğunluk fikrinin yanlış olduğuna çok kez tanık olundu. Meteoroloji bir istisna değildir.

Bütün tiyatro insanlara “fosil yakıtlar bitiyor, kemerleri sıkacağız, enerji karnesi uygulayacağız” vb. kötü haber verilemeyeceğinin, böyle yöntemlerle kanun ve düzene, politik sisteme olan inancın yerle bir olacağı düşünüldüğü için bahane olarak iklime sarılmaktan ibarettir. Petrol bitiyor, karbon vergisi uygulayacağız dediniz mi politikacısından işçisine insanlar isyan bayrağını çeker. Ama küre ısınıyor, hepimiz öleceğiz dediniz mi rıza gösterirler. Aradaki fark şudur: Birincisi aşılandığında kimse o güne değin kullandığı fosil yakıta bakmaz, bundan sonrasını nasıl paylaşacağı üzerine yoğunlaşır. İkincisi aşılandığında ise suçluluk duyar, çünkü bugüne değin kullandığı yakıt oranında ekolojik yıkıma katkısı olmuştur. Raporlarda “industry” yerine “human activity” benzeri sözlerin kullanılması bilinçli bir seçimdir. Bu ifadeler eylemi değil, özneyi öne çıkarır. Doğru sözler algı yönetimine gerek duymaz.

İklim dışındaki ekolojik yıkımları gören okur-yazar Batı insanı zaten bir suçluluk duymaktadır. İKİD propagandası vicdanlarda hazır açılmış bu yarayı sömürmektedir. Söylemin samimiyetsizliği, yaygaracılığını iklim dışı nedenlerle oluşan ekolojik yıkım için konuşturmamasından bellidir. Tekel basını durmadan “daha az enerji kullan” mesajını verirken sözgelimi “hükümetine boş bulduğu her yere ağaç dikmesi için baskı yap” demek işine gelmemektedir. Tarımsal sulamanın yarattığı yıkımdan da gereğince söz edilmez. Her türlü sorunu ağırlaştıran nüfus artışına da zinhar değinilmemesi söylemin bilimsel değil bütünüyle politik olduğunun göstergesidir. Söz enerji kullanımının ve atık üretiminin en yoğun olduğu savaş endüstrisine de hiç gelmez. Çünkü bu konular yönlendirme gündemine uymaz.

1972 Club Of Rome raporunun neden sözü edilmiyor? Neden bu gibi kapsamlı raporlar kamuya mal edilmiyor ve özel ilgi araştırmaları olarak kalıyor? Neden IEA’nın öngörü grafiklerinde hala daha “keşfedilmemiş fosil yakıt kaynakları” adında bölgeler var? Neden fosil yakıtların çıkarılmadan yer altında bırakılması gerektiğini savunanlar bu kaynaklarının yarısından çoğunu çoktan tükettiğimiz gerçeğini kabul etmez veya hatırlatmazlar? Net olayım: Kerizi uyandırmamak için.

Olaya bir de kriminal yöntemle yaklaşalım: Küresel ısınmanın insan kaynaklı olduğunu söylemekte hem iklim bilimcilerin, hem de politik egemenlerin epeyi çıkarı var. Dünya merkez bankası ve zorunlu elektronik para projelerini yaşama geçirmekten tutun herkesin her türlü tüketimini kayıt altına alıp denetlemeye kadar pek çok politik gündem İKİD’in arkasına sığınıyor. Tersini söylemekte ise hemen hiç kimsenin çıkarı yok. Yani ekonomik ve politik çıkarlar bu konuda yalan söylemeyi özendiriyor.

Avrupa İKİD telaşıyla enerji tüketimini ciddi oranda düşürmeseydi, daha doğrusu halkı İKİD ile daha az enerji kullanmaya ikna edilmeseydi ABD ve Çin kuşkusuz bugün çok daha zor durumda olurlardı. SSCB’ye karşı ulusal egemenliklerinden ödün vermesi beklenen ülkelere karşı şimdi terör ve küresel ısınma öcüleri kullanılıyor. Herkesin kendi doğrusunu kovaladığı özgür bir dünya hangi politikacının, hangi ÇUŞ’un, hangi bankerin işine gelir? İKİD gerçek olsun, olmasın, bunu bir korku tiyatrosuna çevirmek halkın değil, ÇUŞ’ların, uluslararası banka kartelinin, politik piramidin tepesindekilere hizmet edecektir.

İKİD sömürüsü yapan ticari girişimleri inceliyor musunuz? LEED benzeri sertifika kurumlarının çalışma yöntemlerini inceleseydiniz sertifikalı binaların aslında sıradan binalar olduğunu, kayda değer kaynak tasarrufu yapmadıklarını anlardınız. Greenwash denen bir sektör ortaya çıktı. Melez elektrikli otomobiller, küçük rüzgar türbinleri, biyoyakıtlar… bu propaganda olmasaydı NET SIFIR enerji kazanımları ve fahiş fiyatlarıyla kendilerine alıcı bulabilirler miydi? Son kullanıcı bunların enerji tasarrufu yaptırmadığını bilmiyor bile, yalnızca iyi hissetmek ve bu propagandayla kendisine yüklenen suçluluk duygusundan kurtulmak için yöneliyor.

Size bir belirti daha: Neden Batı basınında “dinozor, aşırı sağ, petrol lobicisi” vb. nitelemelerle aşağılamaya uğrayanlar İKİD karşıtları oluyor? İKİD karşıtları hakareti savlarını kanıtlamak için bir yöntem olarak seçmiyor, ne tuhaf? Siz de İKİD karşıtlarını orta sayfada dünyayı ellerinden kurtarmayı düşündüğünüz “aptallar” arasında sayıyor olmalısınız.

Dağları delen, milyon km uzaktaki kuyrukluyıldıza uydu gönderen, aya gidebildiğini sanan, bilimsel kibirden gözü körelmiş ve kendini doğanın üzerinde bir güç sanan batı insanı kendini o kadar önemsiyor ki, dünyanın iklimini değiştirebilme kudretine sahip olduğunu düşünmek aslında içten içe gururunu okşuyor. İKİD, tanık olduğu ekolojik yıkım nedeniyle endüstrileşmiş toplum insanında oluşan suçluluk bilincinin dışavurumu için kolaycı bir kapı açıyor. Çünkü ekolojik yıkımı önlemek özveri ister, bu hedonist Batı insanına zor gelir. Ama pervaneler ve güneş santralleri dikmek kolaydır. Bunu da hesaba katın.

Bir an için sorunun nedeni üzerinde uzlaşma olduğunu varsayalım, çözümün üzerinde uzlaşma var mıdır? Yoktur, çünkü çözüm yolları tartışılmamıştır. Tartışılmayan konuda uzlaşma olmaz. Çözüm yolları yalnızca bilimsel değil politik alana da girdiği için bilim adamlarının çözüm reçeteleri sonuna dek sorgulanmalıdır. Nitekim bilim adamları IPCC raporlarında çözüm önermezler. BM’nin önerdiği çözümler bütünüyle politiktir. İşte bu noktada dünya kamuoyunun bilgisizliği ve aymazlığı devreye girer. Bilim adamları yalnızca sorunu tanımlamışken BM’nin dayattığı çözümlerin de bilimin çözümleri olduğu sanılır.

Çözüm olarak önerilen ve tartışılmadan kabul edilen Cap and Trade uygulamasının CO2 üretimini zerre kadar düşürmediğini, yalnızca CO2 üretimine “parası ödenerek” bir tür meşrulaştırma sağladığını biliyor olmalısınız. Cap and Trade’i yaratan anlayış “değiştirdiğim iklimi ben düzeltebilirim” diye yola çıkıp atmosfere metal parçacıkları saçarak dünyayı soğutmayı düşünebilecek kadar ileri gidebiliyor. Yarın bu aşılamaların dozu artırılıp bu deli saçması projeler uygulanmaya başladığında ne için eylem yapacaksınız? İKİD’e karşı önlem alınması için mi, deli saçması önlemleri durdurmak için mi? Önlemleri tartışmak İKİD’in varlığına insanları ikna etmekten daha önemli değil mi sizce? “Üzerinde uzlaşma olan” İKİD’e karşı önerilen reçetelerde güvenilirliği üzerinde uzlaşma olmayan karbon yakalama (CCS) teknolojisinin yer alması, tartışmanın çözüm önerileri üzerinde yoğunlaştırılması gerektiğini gösteren bir kırmızı bayraktır.

CO2 kaynaklı ısınma yalnızca bir hipotez iken sözgelimi GSM kaynaklı mikrodalganın canlı sağlığına zararlı etkisi artık bir hipotez olmaktan çıkmış, doğrulanan bir gözlem olmuştur. Kanıtlanmışa duyarsız kalan halkın ve politikacıların kanıtlanmamışı kolayca benimsemesi propaganda etkisiyle oluşturulan bir histerinin varlığını doğruluyor.

Temiz düşünüp çevrenize bir bakın: İKİD’den söz edip gürültü çıkaranların binde biri bile bilimadamı değildir. Sizce ses çıkaranların yüzde kaçı konuyu derinlemesine araştırıp iddiaları doğrulamıştır? Hemen hepsi de yalnızca duydukları melodiyi çalıyorlar. Yanıtlanmamış bir sürü sorunun, kanıtlanmamış hipotezlerin, kestirimlerle ulaşılan sonuçların ortalıkta dolaştığı bu alanda keskin ve parçacı reçetelerle kamuoyunun yönlendirilmesi İKİD’in bir sömürü aracı olmasına neden oluyor. Bu sömürü girişimine bilmeyerek hizmet ediyor olabilirsiniz.

Basın-yayın dediğimiz dev beyin yıkama makinelerini yine izleyelim ama Göbbels’in özlü sözünü de unutmayalım: Bir yalanı yeterince yinelerseniz inanırlar. Aya gidip gelen insanların varlığına, Dünya Ticaret Merkezi’ni teröristlerin bombaladığına, Hitler’in altı milyon Yahudiyi fırınlarda yaktığına, parayı merkez bankalarının basması gerektiğine bizi inandıran dev yalan fabrikası, dünyayı insanların ısıttığına da inandırmıştır, olayın özü budur.

Dünya ısınmakta olsa da olmasa da enerji darboğazı etkisini hissettirmeye başlamıştır ve bu etki hızlanarak yoğunlaşacaktır. Bir “devrilme noktası” varsa bu CO2 salımıyla ilgili değil, enerji arz daralmasına hazırlıksız yakalanan büyük ulusların son kaynaklar için topyekün savaşı göze alma noktasıdır. Fosil yakıt ve mineral maden sıkıntısı gıda ve su sıkıntısını bütüyecektir. Bir tür zincirleme değişimler dünya halklarını yaşamak için yapageldiklerini hızlı bir biçimde değiştirmeye zorlayacaktır. Bu gerçeği insanlara sunmak ve hazır olmaya çağırmak yerine belirsiz verilere ve düpedüz yalanlara bel bağlayarak kaderlerini tayin etme özgürlüklerinden vazgeçirmeye çalışmak neden? Yalanlar iyiliğe yol açmaz.

Değişiklik gerekiyor. Ve bunu CO2 salımı değil, fizik yasaları ve basit aritmetik dayatmaktadır. Verilmesi gereken tepki, İKİD propagandacılarının önerdikleri ve uygulamaya geçirdikleri gülünç ve gayriciddi önlemlere, “sürdürülebilir kalkınma, düşük karbon ekonomisi” gibi deli saçması kavramlara yönelmek değildir. Doğal kaynak kıtlığında nasıl davranılması gerektiğini herkes bilir. İşte verilmesi gereken tepkiyi bilmek bu kadar basittir. Basit olanı karmaşıklaştırmak ve insanlığın kaderini “bir bilenler meclisine” devretmeyi haklı çıkaracak bir gerekçe yoktur.

Konu insanlara kitap önermek ise halkın en sağlam bilgiye ulaşması için karşıt görüşleri en iyi sunan örnekleri tarafsızca önermek gerekir.

Şu kitaplardan en azından BİRİ listenizde veya orta sayfadaki listede bulunmalıydı:

– Human Impacts on Weather and Climate – William R. CottonThe Deliberate Corruption of Climate Science – Tim Ball
– Climate of Extremes: Global Warming Science They Don’t Want You to Know – Patrick J. Michaels
– The Greenhouse Delusion. A critique of ‘Climate Change – Vincent Gray
– The Global Warming Blunder – Roy Spencer
– Climate Confusion – Roy Spencer
– Heaven and Earth: Global Warming – The Missing Science – Ian Plimer (heaven+earth)
– Red Hot Lies: How Global Warming Alarmists Use Threats, Fraud, and Deception – Christopher C. Horne
– Global Warming False Alarm – Ralph B. Alexander
– The Resilient Earth: Science, Global Warming and the Future of Humanity – Doug Hoffman
– Red Hot Lies: How Global Warming Alarmists Use Threats, Fraud, and Deception to Keep You Misinformed – Christopher C. Horner
– The Hockey Stick Illusion: Climategate and the Corruption of Science – A.W.Montford

Şimdi size konuyu gerçekten öğrenmek istiyorsanız başvurmanızı önerdiğim kaynakların kısa biz özetini sunuyorum:

http://pielkeclimatesci.wordpress.com/2007/06/15/on-the-fundamental-defect-in-the-ipcc%E2%80%99s-approach-to-global-warming-research-by-syun-ichi-akasofu/
http://people.iarc.uaf.edu/~sakasofu/pdf/Why_has_global_warming.pdf
http://www.collective-evolution.com/2013/02/08/420000-years-of-data-suggestss-global-warming-is-not-man-made/
(http://www.oism.org/pproject/s33p36.htm)
http://www.geocraft.com/WVFossils/ice_ages.html
http://www.youtube.com/v/5c4XPVPJw
http://wattsupwiththat.com/climate-fail-files/list-of-excuses-for-the-pause-in-global-warming/

IPCC raporları nasıl değiştiriyor:
http://stephenschneider.stanford.edu/Publications/PDF_Papers/WSJ_June12.pdf

Yararlı veriler:
http://theclimatescepticsparty.blogspot.com.tr/p/blog-page.html

İKİD’i sorgulayan bilim adamlarının EKSİK bir listesi:
http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_scientists_opposing_the_mainstream_scientific_assessment_of_global_warming

İKİD’in ardındaki bilimin hızlı bir eleştirisi – herkesin anlayacağı dille:
http://www.middlebury.net/op-ed/global-warming-01.html

İKİD’in ardındaki bilimin son derece ayrıntılı bir eleştirisi ve zengin bir okuma listesi (2. bölümü atlamayın):
http://www.galileomovement.com.au/scientific_untruths.php

Karbon vergisi hakkında hızlı bir eğitim:
http://www.youtube.com/watch?v=Zw5Lda06iK0
http://www.youtube.com/watch?v=pA6FSy6EKrM

Saygılarımla

Nurullah Atay

 

İKİD yaygaracılarının ve İKİD savunucusu bilim adamlarının savları özetle şudur:
1) Atmosferdeki CO2 yoğunluğunun artışı büyük olasılıkla fosil yakıt tüketiminden kaynaklanıyor (öyle düşünmeyen bilim adamları da var).
2) Ölçümlenen ortalama sıcaklık artışı sanıyoruz ki iklimin doğal dalgalanmasının dışındadır (öyle düşünmeyen bilim adamları da var).
3) Artan sera gazı yoğunluğu sanıyoruz ki sıcaklık artışına neden oluyor.
4) Sera gazları içinde miktar ve yansıtma etkisi bakımından zayıf olmasına karşın sanıyoruz ki CO2 ısınmada en büyük rolü oynuyor (öyle düşünmeyen bilim adamları da var).
5) CO2 salımının belirlediğimiz zamanlama ile azaltılması sanıyoruz ki ısınmayı durduracak ve ters çevirecektir (öyle düşünmeyen bilim adamları da var).
6) Karbon vergisiyle toplam CO2 salımı azaltılabilir (bilimle ilgisi yok, politik görüş).
7) Bunun dışındaki sera gazlarına vergi uygulamak gereksizdir (bilimle ilgisi yok, politik görüş).
8) Fosil yakıtlar karbon vergisi sayesinde yeterince pahalı olduğunda insanlar bunları çıkarmaktan vazgeçip sonsuza dek toprağın altında bırakacaktır (bilimle ilgisi yok, politik görüş).
9) Dünya halkları hipotezlere güvenerek trilyon dolar düzeyindeki katma değeri etkinliği belirsiz yatırımlara kanalize etmeliler.
10) Karbon vergisi ve bunu izleyen yaptırımların uygulanabilmesi için uluslararası yasama, yürütme ve yargı organlarına, dolayısıyla ulusal egemenlikten vazgeçme gereksinimimiz var (bilimle ilgisi yok, politik görüş).
Evet, İKİD savı özetle budur. Hepsine birden ikna olan beri gelsin…

***

BM Çevre Programı (UNEP) 1995’teki raporunda denizlerdeki yükselişin 2010’a dek 50 milyon iklim mültecisine neden olacağını öngördü. 1995’ten 2010’a dek yaklaşık 2cm yükselen deniz bir iltica dalgasına neden olmadı. UNEP 2011’de aynı balonu yeniden şişirerek bu kez 2020’ye dek denizlerdeki yükselişin 50 milyon iklim mültecisi yaratacağını söyledi…

***

“Düşmana gerek duymamız ortak tarihsel bir etken gibi görünüyor. Kimi devlet iç işlerindeki başarısızlığı dış düşmanları suçlayarak aşmaya çalışmıştır. Bir günah keçisi bulma aldatmacası insanlığın kendisi kadar eskidir – evde işler sarpa sarınca dikkatleri yurt dışına çekersiniz.

Karşısında birleşebileceğimiz ortak bir düşman arayışımızda kirlilik, küresel ısınma tehdidi, su kıtlığı, açlık ve benzerlerinin işimizi göreceği fikrini ürettik. Bütüncül ve etkileşimli olan bu bilinmezler gerçekten herkesin karşı durması gereken ortak bir tehdit oluşturuyor…”
Alexander King & Bertrand Schneider. “İlk Küresel Devrim” raporundan. The First Global Revolution (The Club of Rome), 1993, s.70, s.115
Raporun tamamı: http://www.scribd.com/doc/2297152/Alexander-King-Bertrand-Schneider-The-First-Global-Revolution-Club-of-Rome-1993-Edition

Küresel ortalama sıcaklık değişimi: Öngörü ve gerçekleşen

Küresel ortalama sıcaklık değişimi: Öngörü ve gerçekleşen

Alt atmosferde son iklim modelleriyle öngörülen ve gerçekleşen sıcaklıklar

Alt atmosferde son iklim modelleriyle öngörülen ve gerçekleşen sıcaklıklar

Tropik orta atmosferde iklim modellerinin öngörüleri ve gerçekleşen sıcaklıklar

Tropik orta atmosfer katmanında iklim modellerinin öngörüleri ve gerçekleşen sıcaklıklar. Gerçekleşen sıcaklıklar en alt çizgi.

Grafiklerin orijinalleri:
http://1.bp.blogspot.com/-XUpLqYAelYo/UV3gho8Rj8I/AAAAAAAAMWc/X87zYM9_c9k/s400/20130330_STC334_1.png
http://4.bp.blogspot.com/-jfpNOrU6tx0/UXcJL50_0lI/AAAAAAAAMe8/nw19Fh9U6G0/s1600/CMIP5-global-LT-vs-UAH-and-RSS.png
http://1.bp.blogspot.com/-HnyK0Rg0i0s/UbvYUmy7rDI/AAAAAAAAMv0/6VfdbJmyugg/s1600/CMIP5-73-models-vs-obs-20N-20S-MT.png

Şimdi, sıcağı sıcağına, okumadı iseniz Düşünmeyi Yönetmek yazımı okumanızı öneririm.

Reklamlar

11 Responses to “İnsan Kaynaklı Küresel Isınma Yalanı”


  1. 1 Ercüment BOSUT 23 Ara 2014, 18:46

    Öncelikle kaleminiz ve o kaleme yol gösteren aklınıza sağlık… İşaret ettiğiniz bütün her şey, belirttiğiniz gibi tez-karşı tez şeklinde veya politik manüplasyon ya da atraksiyonlarla bu itiş-kakış sürgit devam edecek şüphesiz. Bu arada beni en çok irrite edip aklıma takılan Ay’a gidiş meselesi oldu… Bu doğru mu, 50 yıldır gidildiğini zannetmekle haybeye mi inanmışız gerçekten? Bununla ve benzer tarihi yalanlarla ilgili de etraflıca bir yazı düşünür müsünüz?

  2. 2 Onur 23 Ara 2014, 23:22

    hocam böyle garip, değişik, etkileyici iddialarla yazıyosun dikkat çekici oluyor tabi okuyoruz da, sürekli kıyamet kopacak, açlık, yokluk geliyor yazdın durdun kaç yıldır, farkında mısın hayat devam ediyor, kötüye doğru değil, iyiye doğru gelişiyor toplum, sandığın kadar kötü değildir belki herşey, sürekli arkada gizli, farklı bilgiler aramak yerine biraz da iyimser olup belki sadece yardım etmek isteyen iyi niyetli kişilerde vardır diye düşünsen nasıl olur? Başka açılardan da bakmanı öneririm sadece..

    • 3 nlty2000 25 Ara 2014, 19:46

      Ben burada gözlemler ve saptamalar yapıyorum, olgulardan söz ediyorum. Bunların üzerine yorum yapıp öngörülerde bulunuyorum. Siz başvurduğum ve başvurmanızı önerdiğim onca kaynağı ve bu kaynaklardaki gerçekleri bir yana bırakıp benim öngörülerimin isabetsizliğinden söz ediyorsunuz. Diyelim ki yanıldım, fizik ve matematik kuralları değişti mi? Hayır. Bu öngörülerde haklı çıkmak dilediğim bir şey değil zaten. Yanılmak istiyorum. Umarım yanılırım.

      Toplumdan kastınız bu ülke ise, bu ülkenin uçurumdan aşağı yuvarlandığını göremiyorsanız eğer ben size bunu göstermekten aciz olduğumu itiraf etmeliyim. Çevremdeki kişiler benzer şeyler söylediklerinde “son 12 yıldır Mars’ta mıydın?” diyorum.

      Bu yazıyı iyimser olmak için yazmadım. Öbür yazıları da kötümser olmak için yazmadım. Gerçeği ortaya koyuyorum. Bu sizce iyidir, başkası için kötü.

  3. 4 graph 24 Ara 2014, 16:28

    Ay konusunda aydınlatıcı bir makale bekliyoruz sizden. Şimdiden teşekkürler.

  4. 5 graph 24 Ara 2014, 16:34

    bir de petrol shale oil rezervleri ne ölçüde etkiliyor? arz-talep kanunun fiyatları etkilemediği ortada. üretim düşüşü ne zaman başlayacak sizce, görüşlerinizi alabilir miyiz?

    • 6 nlty2000 25 Ara 2014, 19:48

      Bunu kestirebilecek donanımda değilim. Onu sektör uzmanları bilirler. Ben yalnızca düşüşün kesinlikle olacağını söylüyorum.

  5. 7 Alper 25 Ara 2014, 09:45

    Bu blog’u yazan arkadaşı 2008 yılından beri takip ediyorum.Ortaya attığı görüşlere kimse inanmak istemedi.Ama bu durum bu blog’u yazan arkadaşı haksız çıkarmıyor.Neden herşeyin iyiye gittiğine inanmak istiyoruz.Hayata pozitif bakmak bazen kendimizi aldatmak değilmidir?Dunya ve toplum iyiye gidiyormus 🙂 Birşey demiyorum bunu diyen arkadaşlara.Ben bu blog’u yazan kardesimi çok iyi anlıyorum.Ayrıca hala açlık filan yok diyenler arkadaşlar bekleyin bakalım ne olucak.Arz-talep fiyatları etkilemiyor gibi gözüküyor çünkü arz talepten önce yeni dunya duzeni karşıtlarının belini bükmek gerekir.Bazen fiyatı indirir bazen artırırlar.Bu arada kimse size petrolunu bittiğini söylemicek .Böyle bir politikacı çıkmadı çıkamaz!Teknoloji iyimserleri ve bilim tapıcıları bu dediklerimizi anlıyamazlar.
    Bu blog’u yazan kardesime,abime saygılarımı sevgilerimi sunuyorum.

    Alper Lascano

  6. 8 dedektifnik 30 Ara 2014, 11:01

    Gerçeğe razı olmak, aşılması güç bir tepeyi aşmaktır. İnkar etmekse her zaman daha kolay ve yapay da olsa mutluluk vericidir. Bu yazıda veya okuduğunuz herhangi bir yazıdaki çıkarımlara katılmayabilirsiniz. Ama dayandıkları bilgilere katılmak veya katılmamak söz konusu değildir.; söz konusu olan ancak öğrenmek veya inkar etmektir. “Yerçekimi vardır, çünkü nesneler düşüyor” diyen bir insana “Çok karamsarsın, sana katılmıyorum” diyen kişi sizce kimi aldatır? Bu iddiaya ancak “hayır, havadan hafif nesneler düşmez” diyerek, bir başka bilgi ile itiraz edebilirsiniz, fikrinizle değil…

    Bu yazıdaki emeğe teşekkür ederiz.

  7. 9 esref 07 Şub 2015, 20:39

    Aya gidis konusunda van allen radyasyon kusaklari ornek verilebilir. Dunyanin cevresini saran bu kusaklar 3 katmandan olusuyor. Aya gidebilmek icin bu kusaklari gecmek gerekiyor. Bunu gecebilecek uzay aracinin yuzeyinin 2 metre kalinliginda kursunla kapli olmasi gerekir. Aya gittigi soylenen araclar ise Abdde bir muzede sergileniyorlar, bunlar resmen teneke gibi araclar. Van allan radyasyon kusaklarinin sonuncusu yani 3.katman daha 2012 yilinda tespit edilmistir.

  8. 10 emrah 08 Mar 2015, 14:07

    merhaba size özel bi sorum var e-postadan dönüş yaparmısın? saygılar…

  9. 11 Skaty Garcia 21 Eyl 2015, 00:03

    Komplo teorisyenleri toplanmış. Siz 50 yıl öncesinin olayını tartışırken insanlar gök taşına araç indiriyor. Tabi onlar da stüdyoda yapıldı değil mi? Hubble adında yeni bir photoshop yazılımı her gün yeni galaksiler çiziyor yoktan?

    Dünya başka bir buz devrinin son dönemlerini yaşıyor, bu yüzden ısınıyor olabilir. Ancak ”insan” faktörünün bu süreci kayda değer bir oranda hızlandırdığı çok açık.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s





%d blogcu bunu beğendi: