Halk, akıllı ol, küreyi ısıtma!

Çöküş cephesinde yeni bir şey yok. Baktığım her yerde çürüyen, dağılmak üzere olan bir uygarlığın minik ve boşuna çırpınışlarını görüyorum. Sorunları biraz daha erteleme çabasıyla yaşama geçirilen inkarcılık… Adeta zamanın doluyor, aklını başına al diyen, bizi uyandırmaya çalışan Tanrı’ya yatağından kalkmayı engelleyen liseli gibi “beş dakika daha…” diyoruz sürekli. “Gezegenimiz yanıyor, bizden sonrası tufan” söylemi artık kişilerin esneye esneye okuyup dinlediği sıradan gerçeklerden. Yani görevimiz bunları dinlemek ve hiç bir şey yapmamak mı? Tabi ki hayır. Peki herkes ne yapmalı? İşte şeytani ayrıntı burada. Kimsenin cici kafasını yormamasını, kıçını kaldırıp elini taşın altına koymamasını, kişisel sorumluluk hissedip kendince gereğini yapmamasını fırsat bilen bazı bozguncular bu noktada ortaya çıkıyor ve bir suçluluk psikolojisi oluşturma oyunu oynuyor.

Sağda solda okuruz, “küre ısınıyor, öyleyse güneş pili kullan” benzeri mantık çarpıtmalarını. Küreyi kimin ısıttığı ayrı konu. Küreyi soğutacak çözüm de ilke olarak en az onu ısıtan sorun kadar karmaşık olmalıdır. Bunu da geçelim, küreyi neyin ısıttığına karar verme süreci de en az bu kadar karmaşık olmalıdır. Çözüm ne sorusuna ancak cilt cilt kitapla kapsamlı bir yanıt verilebilir. Ve bu yanıt da ancak bir yanıt denemesi olabilir. Ama bunu umut kırmak için değil, ciddiyete çağırmak için söylüyorum. Ancak çözümün temel mantığı ve gösterdiği yön yalındır. Ekolojiyi çökerten ahlaksızlık ise bunu azaltırsınız. Yok sanayi ise bunu azaltırsınız. Yok nüfus ise bunu azaltırsınız. Ama ahlaksızlık da, sanayi de, nüfus artışı da hemen hepimizin ucundan kıyısından yararlandığı birer olgu olabilir. Özveride bulunmadan çözüm olmaz. Peki özveriyi nasıl paylaşacağız? Tabi ki herkes soruna yaptığı katkı oranında çözüme katkı yapmalıdır. Yani adil bir dünyada en büyük özveride bulunması gereken, bu başıbozukluktan en çok yararlanan olmalıdır. Biz bunlara kısaca “zengin” veya “egemen sınıf” diyoruz. İyi de, hangi tarih kitabında yazar ki egemenler kendi iradeleriyle özveride bulunsunlar, egemenliklerinden kısmen de olsa vazgeçmiş olsun? Hayır, bu işler devrimle olur, sopayla olur.

Dipnot olarak küreyi ısıtanın insan olduğunu gösteren en küçük bir kanıt olmadığını eklemeliyim. Önceki yazılarımda “insan kaynaklı ekolojik çöküş”ü “insan kaynaklı küresel ısınma” olarak sunmanın amacından söz etmiştim. Bu, derebeylerinin azalan fosil yakıt arzı gerçeğine yeşil bir kılıf geçirip serflere sunma çabasından başka bir şey değildir. Anahtar sözcük suçluluk psikolojisidir. Emekçi, mülksüz, az tüketen sınıf küreyi kendinin ısıttığını sanacak ki önüne konacak yaptırımlara razı olsun, paşa paşa benzin kuyruğuna girsin (bulursa), elektriğe, suya maliyetinin on katı para ödesin (kesilmezse), mutant kanserojen yiyecekleri yalamadan yutsun (bulursa), sesini çıkarmasın, arıza yapmasın. Bu yazıyı yazmanın nedeni bu niyet. Tesadüfen önüme çıktı. Bir kaç ay önce bir avuç ukala (Arapçada çok akıllılar anlamına gelir, âkil gibi…), egemenlerin ağzından bir bildiri yayınlamış. “Hükümet sana söylüyorum, halk sen anla” tarzında. Neymiş? İklim Değişikliği Tehdidine Karşı İstanbul Manifestosu’ymuş. Buyrun okuyun:
http://ipc.sabanciuniv.edu/wp-content/uploads/2013/03/130321-Manifesto1.pdf 

Gezegen elden gidiyormuş, “genç İstanbullular rahatsız”mış. Ülkenizin de elden gittiğinin farkında değilsiniz, belli ki. Veya ülkeyi hiç sahiplenmediyseniz zaten elinizde değildir, elden giden bir şey yoktur. Doğru ya, siz elinde gezegeni tıtanların ağzından konuşuyorsunuz. Sahiplenme deyince, buyrun isimlere bakalım:
http://ipc.sabanciuniv.edu/new/iklim-degisikligi-tehdidine-karsi-istanbul-manifestosu/ 

Ömer Madra: Soros’un hizmetçisi.
Adalet Ağaoğlu, Yaşar Kemal: Çoktan ülkeyi sahiplenmediğini bildiğimiz isimler.
Rakel Dink: Hepimiz Ermeniyiz kontenjanından katılıyor olmalı. Bir suçluluk duygusu yaratma projesinden ötekine… Gayet olağan.
Tarkan, Sezen Aksu, Harun Tekin: Bunlar hangi toplumun önde geleniyse, biz o toplumdan değiliz.
TEMA: Kredi kartı satarak ilkim değişikliği ve erozyonla mücadele eden STK. Hastasını acı çekmesin diye vuran doktoru anımsatıyor bana. Yıllar önce kendilerine bağış yapmışlığım da vardır, haram zıkkım olsun. Ben yanlış yaptım siz yapmayın. Günahınızı vermeyin.
Greenpeace: Bu topluluk açıkçası Keriz Feneri’ne benziyor. Yani içinde gerçekten iyi niyetli, neredeyse kahraman denebilecek gönüllüleri de barındırıyor. Ama onların emeğini ve enerjisini kitlesel tepkiyi kanalize edip kontrol altında tutmak, egemen grupların politik projelerine yarar sağlamak için kullanıyor. Bu başlı başına bir yazı konusu aslında. İnternette GP ve WWF’yi eleştiren ve ciddi suçlamalarda bulunan pek çok yazı var. Bunların yöneticilerinin dolgun maaşlar aldığını, örgütlerin hükümetlerle işbirliğine girip politik çıkarlara hizmet ettiğini söylemekle yetineyim.
İnsan Hakları Derneği: Belli bir kısım insanın haklarının derneği. Herkes eşit ama bazıları daha eşit. Başından beri ülkeyi sahiplenmediklerini biliyoruz.
KAOS GL: Adını duyduğumuz yerde tabanları yağlayıp kaçmamız gerekiyor. Hükümetle çabaları ortak: Yıkım. Yıkım ülkeyi değil, hiç bir şeyi sahiplenmez. Sahiplenmek sevgiyle ilgilidir, nefretle değil.

İstanbul Politikalar Merkezi bir Stiftung Mercator girişimiymiş. Stiftung Mercator, Soros’la birlikte çalışan bir vakıf. (Örnek: http://ineteconomics.org/sites/inet.civicactions.net/files/INET-press-release-mercator-4-8-2010.pdf)

Bildirinin ilk paragrafını bir okuyalım.
“İklim değişiyor. Her yerde ve elbette Türkiye’de de: Batı’da ve Doğu’da kavurucu orman yangınları, Karadeniz’de ve Akdeniz’de âni seller, Güneydoğu’da sinsi kuraklık, tüm ülkede azalan yeraltı suları… Bunların hiçbiri birer rastlantı ya da “münferit vaka” değil. İklim değişiyor ve bu, ekmeğimizden suyumuza hayatımızın her yönünü, her ânını derinlemesine etkiliyor.”
Türkiye’deki orman yangınlarını, selleri, kuraklığı iklim değişikliğiyle ilgilendiren bilimsel bir bulgu yok. Çok yakında Doğu ve Güneydoğu artık bu ülkenin toprağı olmaktan çıkacak. Ne kadar umursayabiliriz ki? Bir tabak yemeğin üzerine zehir serpiştirirseniz o yemek hepten zehir olur. Doğrulara yanlış karıştırırsanız artık onun bütününe yalan denir.

“Doğanın amansızca yağmalanması yüzünden Mezopotamya’da, Avrupa’da, Orta Amerika’da birçok kadim uygarlık yeryüzünden silinip süpürüldü. Eğer şimdi harekete geçmez, doğaya bakışımızı değiştirmezsek, bizim de çocuklarımıza bırakacağımız bir uygarlık olmayacak. Onlara kazanmaları neredeyse imkânsız bir var olma mücadelesi, mutlak bir çaresizlik bırakacağız. Evrensel ahlâk ilkelerini ayaklar altına almış, kısa vadeli çıkarlarımızı hayatlarının önüne geçirmiş olacağız.”
Hele şu evrensel ahlak ilkelerini bir yazın da öğrenelim. Önüne gelen evrensel bir ahlaktan söz eder ama hala nedir bunlar bilmiyorum. Güçlünün ahlakı olmasın? Uygarlıkların doğal yıkım nedeniyle çöktüğü bilgisi doğru, ama bunlar bölgesel örnekler. Evet bu kez yıkım bütün dünyayı kapsıyor, ama her bölgenin bir kendini kurtarma planı da olması gerekiyor. Faydacı düşünüp önce bölgesel, kısa ve uzun vadeli çözüm önerileri getirmek gerekmiyor mu? Öyle ya! Bu bildiri çözüm önermiyor. Yalnızca kamuoyu yaratıyor. Ne için? Suçluluk duygusu oluşturmak ve yurttaşın, çalışan sınıfın elinden alınacak haklara bahane yaratmak için. Tıpkı akarsuları gasp etmek için sözde elektrik açığının bahane edildiği gibi. Hele bir çözümleri tartışalım? Yok, egemenlerin hükümet eliyle masaya koyduğu “çözüm”leri tartışmak isteyip muhalif olanlar “doğa düşmanı” olacak. Tıpkı şimdi Kürt sorununa çözüm diye önümüze konan şeyi tartışan veya karşı çıkanların barış sürecini baltalamakla, ırkçı, faşist olmakla suçlandığı gibi. Biz bu filmi çok izledik. Unutmayın, 1984’ü geride bıraktık, artık savaşın barış, cehaletin güç, siyahın beyaz olduğu zamanlardayız.

Reklamlar

0 Responses to “Halk, akıllı ol, küreyi ısıtma!”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s





%d blogcu bunu beğendi: