Sekiz temel faktör

http://www.articlesbase.com/science-articles/laprins-leaks-4177415.html adresindeki makalenin çevirisidir.

Yeryüzünde insanlar diğer canlılar gibi evrimleşmişlerdir. Havaya, suya, yiyeceğe ihtiyaç duyma, sınırlı ömre sahip olma gibi pek çok özelliği paylaşırlar. Gaya’nın* doğal zenginliği sayesinde gelişip var olurlar. Su çevrimi, fotosentez, biyolojik çeşitlilik ve jeolojik çeşitlilik, canlıların kıymet bilmeden kullandıkları ama onlarsız yapamadıkları doğa harikalarıdır. Merhametli bir çevrede doğal kazanç sağlarlar. Ancak insanlar sahip oldukları yeteneklerle, Gaya’nın milyonlarca yıl evrimleşmiş sermayesini hızlıca kullanarak körlemesine, yapay bir materyalistik uygarlık geliştirmişlerdir. Yenilikçi düşünce ve bu fikirleri bir diğerine aktarma kabiliyeti, insanların doğal güçleri ürettikleri teknolojide kullanıp devasa, karmaşık bir altyapı inşa etmelerine imkan sağlamıştır. Bu altyapının oluşturduğu uygarlığa Gaya’nın sapkın çocuğu olduğu için Tityas** demek uygun olur. İnsanlar Tityas’ın parçalarını inşa etmek, işletip sürdürmek, aynı zamanda yanlış ve doğru işlerle zengin olmuş insanların hırsını doyurmak için başka bir sistemi, para akışını geliştirmişlerdir. Para, sanayinin akışkanıdır ama bunun yanında birçok süpheli aktiviteyi gerçekleştirmek için kullanılır. Bu yanlış yola sapmış toplum hala, karşılıksız paranın teşviğiyle, yaşam destek sistemini mahvederek dev yapılar ve sistemler inşa etme hakkı olduğuna inanmakta. İhtiyaçlarını karşılamak için kullanılan doğal sermaye ile tatmin olmamakta. Çokca mantıksız istekleri bulunmakta. Bunun yanında, sınırlı doğal sermayeyi kullanarak ancak ortaya çıkan yıpranmayı karşılamak zorunda kalmadan üretilen mal ve hizmetleri tüketmeye hakkı olduğunu düşünmektedir. Toplum liderleri “ekonomik büyüme”nin peşinde ekolojik intihara teşebbüs etmekte kararlı görünmektedirler. Tityas’ın işletilmesi, toplumun ihtiyaçları ve isteklerinin karşılanması sınırlı doğal zenginliğin dönüşü olmayan biçimde yitirilmesine neden olmaktadır. Bu gerçeklik kesin iken parasal zenginlik için yatırım yapılması baskın paradigmadır. Liderlerin söylemine ve zenginlerin inançlarına rağmen doğal zenginlik tükenmektedir.

Kaygılı insanlar toplum ve habitatın gelecekte ne durumda olacağını görebildiklerinden emin olamamaktadır çünkü bilgili insanlar arasında bile çok yanıltıcı tartışmalar vardır. Ancak, kişilerin ne düşündüğünden bağımsız olarak, ne olup bittiğini açıklayan ama tanınmayan sekiz fizik ilkesi vardır:

 1. Doğal süreçler milyonlarca yıl içinde, bugün Tityas’ı inşa etmek ve nüfusun maddesel yaşam standardını yükseltmek için kullanılan sınırlı kaynak depolarını meydana getirmiştir. Bu kaynaklar fosil yakıtları, mineralleri, akifer suyunu ve bitek toprağı içerir. Tityas’ın inşası bu kaynaklar geri dönüşsüz biçimde tükendiği için sürdürülemez bir süreçtir.

 2. Bu kaynakların pek çoğu sanayi uygarlığının taklit edemeyeceği süreçlerle yavaşça üretilmektedir. Fosil yakıtlardaki hidrokarbonlar çürüyen biyokütlenin üzerindeki bakteri faaliyetiyle evrimsel bir hızda üretildi. Sanayi bu yavaş süreci hızlı bir süreçle değiştiremez. Maden cevherleri çok az kişinin anlayabildiği ve sanayinin taklit edemediği doğal güçler tarafından yaratılmıştır. Dağlar ve nehirler de öyle!

 3. Bu doğal kaynakların kullanılması, faydalı ürün ve hizmetler ürettiği kadar, kimi durumda zehirli atıklar da yaratmaktadır. Zehirli atıklar biyolojik çeşitliliği yıkıma uğrattığı kadar insan da dahil pek çok türün sağlığına da geri dönüşü olmayan biçimde zarar vermektedir. Yaklaşan iklim değişikliği istenmeyen sonuçların sadece biridir.

 4. Tityas’ın teknolojik sistemlerinin inşası, bakımı ve işletilmesi, kalan sınırlı doğal sermayenin bir kısmının dönüşsüz biçimde tüketilmesini gerektirir. Bu dönüşsüz süreç ekosistemin büyük kısmının yıpranmasını gerektirir. Tarım toprağını şehirler işgal etmekte ve bunların altyapısı su çevrimini aksatmaktadır. Madencilik çoğu zaman toprağı ve suyu bozan zehirli atık üretmektedir.

 5. Bütün bu sistemler doğal kuvvetlerin aşınma ve yıpranmaya yol açan kesintisiz etkisi nedeniyle sınırlı ömre sahiptir. Bu sistemlerin bakımı için doğal kaynakların kullanılması sadece bunların ömrünü uzatır. Toplum sağlanan hizmetlerin durmasına katlanmak zorunda kalacaktır.

 6. Teknoloji sadece bu doğal kuvvetlerin bazılarının kullanılmasını sağlar. Bilim ise bunun etkileri hakkında kısıtlı bir bilgiye erişmiştir. Teknoloji doğal kuvvetleri yaratmamaktadır. Bunun yanında, teknoloji doğal sistemlerde evrilmiş bulunan kendini düzeltme ve kendini örgütleme süreçlerine sahip değildir. Dolayısıyla sık sık zehirli atık, iklim değişikliği ve okyanus asitleşmesi gibi istenmeyen sorunlar yaratır.

 7. İnsanların birincil rölü doğal sermayenin altyapı, ürün ve hizmet sağlanması için iyi ya da kötü, karar vermektir. İşi yapan her zaman doğal kuvvetlerdir.

8. Doğal sermayenin aşırı ancak geri dönüşsüz kullanımı insan nüfusunun patlamasına ve sürdürülemez şekilde büyümesine imkan vermiştir. Toplu ölüm*** kaçınılmazdır.

Tityas’ın işletilmesi, hizmetlerinin sağlanması ve nüfusunun desteklenmesi tükenen doğal sermayenin devam eden kullanımını gerektirir. Altyapının büyümesi, kısıtlı ömre sahip olacağı ve toplumun hizmetlere bağımlılığını artıracağını düşününce, anlaşılamaz bir hatadır. Bu açıkça sürdürülemez bir süreçtir. Tityas’ın düşüşü, toplumun gücünün kesilmesi ve bir toplu ölüm kaçınılmazdır. Bu zararlı süreçler hızlıca olmayacaktır ve ortaya çıkan sorunlar yükselen maddesel yaşam standardı hayalini yerle bir ederken, çoğu insan neyin ters gittiğini anlamayacaktır. Geri dönüşü olmayan, hızlı iklim değişikliğinin etkisi erken bir uyarıdır. Ulaşım yakıtlarının azalan arzı uzakta değildir ve yaratacağı kitlesel sefalette gıda ve içme suyu sorunları ile rekabet edecektir. Yüzyılın sonunda, 20.yy’ın maddeci uygarlığın Batı ülkeleri ve özellikle ABD önderliğinde yükselişine, 21.yy’ın ise yaşam destek sisteminin mahfı nedeniyle düşüşüne sahne olduğu açıkça görülecektir. Hangi şehirlerin doğal sermaye eksikliğine daha başarılı şekilde uyum sağlayacağını görmek ilginç olacak. Elektrik sistemine su ve kanalizasyondan daha büyük bir öncelik tanınacak mı? Otomobiller fazla pahalı olduğunda ve toplu taşıma sistemi bozulduğunda halkın ulaşımı nasıl sağlanacak? Şu anda doğa ile birlikte yaşayan topluluklar, hala marketlerdeki yiyeceği paranın yarattığını sanan şehirlilerden çok daha iyi durumda olacaktır.

Bilim henüz doğa kanunlarının tümünü tanımlamış olmasa da bu sekiz ilke bu kanunların tezahürüdür. Tityas dediğim bu dev yapının inşasının arkasında insan kararı vardır, ve fakat insanlar ne yaparlarsa yapsınlar bu temel ilkeleri değiştiremezler. Doğal kuvvetlerin gücünü gerçekleşmiş olan yıkımı tamir etmek için çalıştıramazlar. Fosil yakıtlardan elde edilen enerjinin büyük kısmı toplum için faydalı kabul edilen işi yaptıktan sonra atık ısı haline geldi bile.

Para akışı bu dev yapının inşasını ve işletimini sağlamıştır fakat temellerin bozunumu hızlandıkça aciz kalacaktır. Teknolojik yenilikler en iyi durumda sadece bu bozunmanın hızını iyileştirecektir, çünkü tek yaptıkları doğanın kuvvetlerini kullanmaktır. Güçlü kişiler doğal kaynaklara hakim olmak için parasal güçlerini beyhude kullanacaklardır. Buna rağmen ekolojik kuvvetler ekonomiye üstün gelecektir.

Toplumun nasıl çalıştığının hayret verici bir yönü, güçlü olanlar da dahil çoğu insanın, olumlu olanı vurgulamak ve olumsuz olanı küçümseme eğilimidir. Neredeyse ölümsüzlüğe inanacaklardır! Şehirlerin ihtişamı, bol miktarda enerji, su ve gıdanın sağladığı rahatlık, kolay ulaşımın elverişliliği, elektronik cihazların harikaları tekrar tekrar ifşa edilmekte, fakat bu unsurlar eskidiğinde yenisiyle değiştirme sorunu hakkında çok az yorum yapılmakta. Yeni keşfedilmiş bilişim zımbırtısı olmadan insanlar ne yapacak? Tüm doğal ganimetin Tityas ve nüfusunun taleplerini karşılayacak hızda yenileniyor olduğu şeklinde asılsız bir inanış var. Teknolojinin tüm yapabildiği doğanın kuvvetlerini, o da doğal sermayeyi biraz daha tüketmek pahasına kullanabilmek olduğu halde, yeni sorunları çözeceğine dair inanış var. Şüphesiz kendi yarattığı sorunları çözemez.

Çevirmenin notları

 * Gaya/Gaia: Doğa. Tanrı yapısı olan. Yunan mitolojisinde toprak ya da yeryüzü tanrısı. Hint-Avrupa kültürlerinde toprak ana, tabiat ana, Kibele şeklinde karşımıza çıkar.

** Tityas: Yapay dünya. İnsan yapısı olan. Yunan mitolojisinde Gaya’nın yoldan çıkmış çocuğu. Denis Frith ve Laprin bunu insan yapısı olanların tümünü, bir başka deyişle uygarlığın ürünlerinin ve oluşlarının tamamını tanımlamak için kullanıyor. Uygar dünya kavramının, uygarlık öncesi milyonlarca yıllık insan varlığını kapsamadığını hatırlayınız.

***Toplu ölüm: İngilizce orijinali die-off olan bu kelime Türkçe’ye bire bir çevrilemiyor. Biyolojide türün veya topluluğun nüfusunun hızlıca azalmasına veya bazen sıfıra düşmesine yol açacak sayıda ölümü tanımlamak için kullanılıyor.

1. Akifer suyu ile dünyanın bir çok yerinde tarım yapılmaktadır. Kuzey Amerika’daki Ogallala akiferinin boşalması en bilinen ve en iyi belgelenmiş örneklerden biridir. Kuzey Afrika’da çölün yüzlerce metre altından milyonlarca yıldır bekleyen fosil su pompalarla çıkarılıp çölde sebze ve meyve tarımı yapılmaktadır. Bu ürünleri Avrupa halkı tüketmektedir. Türkiye genelinde yer altı su seviyesi tehlikeli biçimde düşmüştür. Konuyla ilgili sayısız makale ve yayın bulunmaktadır. Ezcümle, içtiğimiz su bile artık yenilenmeyen cinstendir.

2. Yosundan petrol üretmeyi düşünüp bunu gerçekleştirmeye çalışan zihnin gafleti hayret uyandırıcı. Fizik ve biyolojik dünyayı hiç anlamamış bir takım çok okumuş, çok bilen adamlar yosundan, bakteriden hidrokarbon çıkarmaya çalışıyorlar. Petrolün yerin altında çıkarılma hızının trilyonda birine yaklaştıklarında (bu oran asla telaffuz edilmez) bunu umut verici olarak niteleyip sahtekarca gülümsüyorlar.

3. Bu açmazın en bilinen örneği ampuldür. Akkor lambaların üretilmesi için az enerji gerekir ancak çok fazla elektrik enerjisini ziyan ederler. Floresan lambalar verimlidir ancak üretimi için çok daha fazla enerji harcanır ve içerisindeki civa toprağı ve suyu en fazla kirleten maddelerden biridir. Bu lambaların kullanımının teşvik edilmesi iyi bir şeymiş gibi görünürken, ömrünü tamamlayan lambanın çöpe, yani toprağa gitmesinin önlenmemesi, içindeki civadan kurtulacağımıza dair kimsenin bir fikrinin olmamasını izah etmek zordur. Seçimimiz ne olursa olsun, aydınlanmayı seçtiğimizde doğaya onarılamaz zararlar veriyoruz.

4. Bkz. “Madenciliğin altın çağı”, MS2002-, Türkiye.

5. Bu yenilemeler şehirli insanın gözüne görünmüyor. Kazılan çukurda ne yapıldığıyla ilgilenmeyiz. Ancak o çukur eskimiş su borularının veya telefon kablolarının yenilenmesi için kazılmış olabilir. Şehir büyümese, nüfus artmasa bile, bu yenilemenin devam etmesi demek, daha fazla petrol, çelik ve bakırın yer altından çıkarılması ve fosil enerji kullanılarak işlenmesi demektir.

6. Nanoteknoloji çok yetenekli maddeler üretir ve sadece para kazanmak için bunları ürünlerde kullanır. Bu maddelerin ürün kullanılırken ve kullanıldıktan sonra ne durumda olacağı araştırılmamıştır. Çünkü çöpe atma aşamasından sonraki maliyetler çarpık ekonomik ve hukuki düzende dışsallaştırılmıştır. Bu maddelerin insan sağlığında ve doğada nasıl bir hasara yol açtığı yeni yeni ortaya çıkmaya başlamıştır. Doğada sentezlenen “nanoteknolojik” maddeler (örn: örümcek ağı) ise kendiliğinden bozunur ve karbon, azot ve fosfor çevrimlerine geri döner.

7. Yol yapmaya sadece karar verirsiniz. Kullanacağınız asfalt, makineleri yaptığınız demir, makinelerin yakacağı petrol milyarlarca yılda doğa tarafından hazırlanmıştır.

8. Bu konuyu Kesişen Yollar ve diğer yazılarımda örneklendirdim.

En genel anlamıyla uygarlık dediğimiz oluşun nesinin yanlış olduğunu anlatan sayısız makale ve kitap var. Pek çoğu özünde hemfikir. Bu yazı oldukça kısa olmasına rağmen bu yanlışı başarılı şekilde ortaya koyuyor. Bu sebeple tercüme edip burada yayınlamakta yarar olacağını düşündüm. Konuyu farklı açılardan tartışan makale ve kitaplardan bir kaç örneği aşağıda listeledim.

Burada bahsedilen sekiz ilkeyi başucunuza koyarak şu anda dünyanın herhangi bir yerinde tasarlanan veya uygulanan herhangi bir projeyi değerlendirin. Gelişme, büyüme, daha iyiye ulaşma, ilerleme ve hatta sorun çözme diye tanımladığımız amaçların sadece intihara denk düştüğünü, modern hayata özgü bütün kavramların elinizde kurabiye gibi paramparça olduğunu göreceksiniz. Modern insan sorun çözme kabiliyetinden yoksun. Çünkü modern hayatın bizatihi kendisi bir sorun. Mutlak yok oluşu giderek daha hızlı ve daha hırslı seslenişlerle çağıran bir sorun. Bu yazıyı okumaya başladığınızda, yani yaklaşık ondakika önce dünya daha yaşanır bir yerdi. On dakika önceki dünya geri gelmeyecek. Önümüzdeki on dakikada bu kayıp biraz daha fazla olacak. Kafasını kuma gömüp bunu görmezden gelmek ve bugüne kadar gafletle yapageldiğini yapmaya devam etmek isteyen için mebzul miktarda kum mevcut. Hatta ormansızlaşma nedeniyle daha da artıyor.

 Okumalar

Ters giden neydi? Uygarlığın yanlış yönlenmesi – Denis Frith (İngilizce)http://candobetter.wikispaces.com/file/view/WHAT+WENT+WRONG.doc/37655263/WHAT+WENT+WRONG.doc

Uygarlığın eleştirisi Sık Sorulan Sorular – Ran Prieur (İngilizce) http://www.ranprieur.com/essays/civFAQ.html

Sürdürülebilirlik, Nüfus Artışı ve Çevre – Jay Hanson (İngilizce) http://www.warsocialism.com/page146.htm

İlerlemenin Kısa Tarihi – Ronald Wright (Türkçe) http://yabanil.net/?p=192

Reklamlar

1 Response to “Sekiz temel faktör”



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s





%d blogcu bunu beğendi: