Platoda son durum

Bir süredir blogdan uzak kaldım. Biraz kafamdakileri toparlayamadığımdan, biraz konu önceliğine karar veremediğimden, biraz okumayı yazmaya tercih ettiğimden, biraz da tembellikten. Sanırım yaz ayları da bu şekilde geçecek. Şimdilik kısa bir durum tespiti yapmak istiyorum.

Şu anda Peak Oil‘in içindeyiz. Dikiz aynası etkisi nedeniyle ortasında mıyız, yoksa düşmeye başladık mı bilemiyoruz. Ancak The Oil Drum’ın raporu açık: 2004’ten beri petrol üretimi artmıyor. Daha doğru deyişle artAmıyor. Gerçek dünyadan kopuk ekonomistler yükselen fiyatlara rağmen üretimin neden “artırılmadığını” anlayamıyor, ya da çok iyi anlamalarına rağmen bunu kendilerine saklıyorlar: http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/18043957.asp?gid=381

Bu sırada Yunanistan’ın iflası/kurtarılması konuşulurken Avrupa ülkelerinin çoğunun borç/GSMH oranının %60’lara dayandığını gözden kaçırıyor. Türkiye’de ise muhaliflerden, özgür ve vicdanlı seslerden ayıklanmış mütareke basını büyüme rekorunu kutluyor: http://www.haber7.com/haber/20100630/Turkiye-ekonomisi-buyume-rekoru-kirdi.php

Ancak kazın ayağı öyle değil. Buyrun iki farklı görüş:

http://www.yenidonemgazetesi.com/kose-yazisi/2046/buyume-rekoru-ve-dis-ticaret-acigi-endisesi-.html

http://www.dunya.com/buyume-rekoru-el-parasiyla-geldi_118764_haber.html

FT’nin kısa yorumu: http://www.ft.com/cms/s/0/6c629d82-a309-11e0-a9a4-00144feabdc0.html

Diyor ki: “Büyümenin çoğunun tüketim harcamalarındaki artıştan ileri geldiği savunuluyor.”

Hep yazdığım, söylediğim şey: Olmayan parayla ithalat yapıyoruz, hem dış ticaret açığını, hem borç stokunu artırıyoruz. Üfleseler çökecek hale geliyoruz. Peki ithal ettiğimiz şeyler neler? Başta otomobil, eğlence elektroniği gibi HİÇ BİR ihtiyaca hizmet etmeyen tüketim oyuncakları, bu oyuncakları doyurabilmek için harcanan fazladan fosil enerji, geleceğimizi karartmak ve tarımımızı bitme noktasına getirmek için hibrit ve GD tohum. Evet, en çok parayı bunlara harcıyoruz. Eski seyrinde devam eden şişmiş emlak piyasası da hiç bir şey üretmeden büyüme rakamlarını şişirmemize yardımcı oluyor.

Tanımsız kelimelerden çok korkarım. Bu rekor haberlerinin, kuru istatistiklerin yanında “büyüme”nin tanımı  yapılsa idi durumun hiç de iç açıcı olmadığını anlamak daha kolay olurdu. Bunu biraz eşeleyelim. Üretimi artırmadan büyüme sağlanabilir. Aynı mal gittikçe artan fiyatlarla el değiştirmeye başlarsa ekonomi büyür. Emlak piyasasındaki artışın başlıca izahı bu. Bazıları piyasanın şu anda durgun olduğunu söylese bile, bu zaten şişmiş bir piyasanın durgunluğu. Konut fiyat ve kiralarındaki artış enflasyonun altında değil. Çok kısa bir süre önceye kadar hala “kredi çek, ev al, kirala, kirayla taksidi öde, üstü sana kalsın” hesabı tutuyordu. Bu, hiç bir şey üretmeden kazanma, yani üretimi artırmadan ekonomiyi büyütme üzerine kurulu emlak piyasasının bu bozguncu işlevini sürdürdüğüne delil. Rekoru borçlu olduğumuz asıl büyük etken ise ithalat. Fabrikaları kapatırken her şeyi ithal ederek büyüyebilirsiniz. 2008’den beri yaptığımız özetle bu. Sigortalı çalışan sayısı, kapasite kullanım oranı düşüyor. Açılan işyerinden çok kapanan var. Kişisel tüketim, gereksiz tüketim, nüfus ve dolayısıyla nüfusla orantılı temel tüketim ise hiç durmadan artıyor. Artık yalancı iktisatçılar bile insafa geldi ve kişisel tasarrufların fazlaca düştüğünü yazıyorlar. Dış ticaret açığı büyüyor. Cari açık büyüyor. Borç stoğu büyüyor. Tüm bunlar Peak Oil’in platosunda gerçekleşiyor. Yani tüm dünyada borç ödeme kabiliyetinin azalmış olduğu sırada. Kısa süre sonra, yani platodan aşağı yuvarlanmaya başladığımızda HIZLA azalmaya başlayacağı sırada. TCMB ekonomiyi “soğutmaya” filan çalışmıyor. Bu hükümetin görevini yapmasına, yani üretimin, mali egemenliğin, ekonomik zindeliğin bitirilmesine, ülkenin sermaye odaklarına ve çok uluslu şirketlere %100 bağımlı hale gelmesine yardımcı oluyor. 2002’de Türkiye ekonomisinin hala düzelme umudu vardı. 1994’te de vardı. 1983’te de vardı. Ama gün geçtikçe azalıyor. Göz göre göre.

Platodan aşağı düşüşe geçmeye başladığımızda ilk yumruğu ulusal bütçe yiyecek. Maliye tamir olunamayacak kadar bozulacak ve şimdiki “ağır” vergileri çocuk oyuncağı gibi gösterecek muazzam bir vergi paketi gelecek. Bu elbette yetmeyecek, memur maaşlarının azaltılmasından tutun, kamu tesislerinin işletme masraflarının kısılmasına kadar eşi görülmemiş bir kemer sıkma uygulaması izleyeceğiz. Aynı zamanda borçlanmaya da devam edeceğiz ki, bankalar donumuza kadar haczedebilsin. “Don” mecaz değil sayın okur, kundaktaki bebeğin borca karşılık köle olarak ipotek edildiği bir gelecekten bahsediyorum.

Tabi ki petrol fiyatı arş-ı alaya yükselirken doğalgaz yerinde durmayacak. Şu anda 30’a alıp 90’a sattığı doğalgazı hükümet 500’e satmaya başlayacak. İnsanlar donarak ölmekle üç öğün bulgur yemek arasında bir tercih yapmaya zorlanacak, tabi kapanan işyerleri yüzünden işsiz ve parasız kalmamış olanlar. Bunlar platodan aşağı inişin başladığı günlerde genel olarak dünyalıların, özel olarak biz Türkiye’de yaşayanların önüne konacak sıcak başlangıçlar. Ana yemek bir başka yazıya kalsın.

Kendinize iyi bakın. Sıkı durun.

Reklamlar

6 Responses to “Platoda son durum”


  1. 1 emrah 05 Tem 2011, 19:49

    Blogunuzu takip ediyorum bir süredir. Yeni yazı göremeyince herhalde yazmayı bıraktınız diye düşünmüştüm. Ben ekonomiden anlamam, hafıza ile ilgili bir rahatsızlığım nedeniyle hafızam da iyi değildir. Neyse , ben de tr ekonomisindeki büyümeyi düşünerek acaba ne dersiniz diyordum. Ayrıca bazı belgeselleri falan takip etmeye çalıştım. Bunlardan biri inside job. Umarım düşündüğünüz kadar karamsar değildir her şey. Ben yine anlamaya ç.alışacağım kıt ekonomi bilgimle. Saygılar.

    • 2 nlty2000 08 Tem 2011, 21:11

      Rakamların gücü burada. Sizi gerçek durumu inkar seviyesine getirebiliyor. TÜİK bir kaç hile ile enflasyonu tek basamaklı gösterebiliyor. Böylece memur maaşları ve mevduat faizlerinin enflasyonun altında kaldığı gerçeği, yani memur maaşlarının ve bankaya yatırdığınız paranın EKSİLDİĞİ gerçeği görünmez hale geliyor. Aslında biliyoruz, ama gözümüze görünmediği için unutuyoruz. Soykırımların yeni nesilce unutulmamasını isteyenler genelde anıt diker. Bu hileleri unutmamak için anıt dikmemiz gerekli sanırım. Hani boğaz köprüsü bedava olacaktı anıtı, hani deprem vergisi geçiciydi anıtı, hani GAP yöreyi kalkındıracaktı anıtı, hani banka hortumcuları cezasını çekecekti anıtı, hani GB’ye AB üyeliği vaadi karşılığında girilmişti anıtı, hani Apo’nun canı ancak ateşkes şartıyla bağışlanmıştı anıtı vb. her türlü hileyi caddelerde anıtlaştırmamız lazım.
      Bu arada ekonomiyi gözünüzde büyütmeyin. Ekonomi insanların anlamaması için kasıtlı olarak karmaşık gösteriliyor.

  2. 3 AloKlima 05 Tem 2011, 20:55

    İlginç. Biraz karamsar olmuş fakat haklı olduğunuz noktalarda yok değil tabi. Biraz optimist olmak lazım…

  3. 5 Çağatay 19 Tem 2011, 11:10

    Zamanınız olduğunda lütfen bu yazının devamını getirin. Bloğunuzu zevkle okuyorum elinize sağlık.

  4. 6 nlty2000 11 Kas 2014, 19:18

    Yazının şimdilik devamı getiremiyorum. Bir güncellemeyle idare edin. Geçtiğimiz günlerde Başbakan Erdoğan’ın acı reçetesini duyduk. Ki bu paket daha sıcak para (=yüksek faizli borç para) gelmeyi sürdürürken zorunlu olarak uygulamaya koydukları önlemleri içeriyor. Küresel banker çetesi hükümetin ipini çekmek istediği gün 2001’de olduğu gibi musluğu kapatacak. İşte o günkü ekonomik paketler için “Nurullah Atay’ın hayaliydi, gerçek oldu” demeyiz umarım. “Kötü” öngörülerin tutmakta olduğunu üzülerek görüyorum. Bu kadar dış ticaret açığına bakınca son doğalgaz zammı hiç bir şey değil, gerisi gelir. Ve buna rağmen Enerji Bakanlığı’nın Enerji Performansı Yönetmeliği sunumu yapan görevlisi “Enerji Kimlik Belgesi hiç bir işe yaramayacak, öyle kapıda asılı duracak” diyebiliyor yüzüme karşı. Yani müthiş enerji savurganlığı sürüyor, hükümet ve halk buna karşı hiç bir şey yapmak istemiyor. Asfalt faturanızı ödediniz mi? Apartmanlara vergi numarası veriyorlar artık, bilin bakalım neden? Bir kaç yıl önce Maliye Bakanlığı telefonları “Sayın müşterimiz…” diye açıyor demiştim. Bugünlerde telefonlara “mükellef temsilcileri” bakıyor. Müşteri temsilcisi demeye (şimdilik) utanıyorlar. Olmayan parayı harcağımızı, gelecek kuşakların ekolojik varlıklarını tükettiğimizi anlamamız ne kadar sürecek merak ediyorum.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s





%d blogcu bunu beğendi: