Gizli özneler ve öznesiz cümleler

Bugün farklı bir konudan bahsedeceğim. Dil ve zihinsel faaliyet arasında bir korelasyon olduğu çeşitli çalışmalarda ortaya konmuş bir gerçek. Farklı disiplinlerdeki pek çok çalışma iletişimin, zihinsel faaliyetlerin niteliği ve niceliği üzerindeki etkisini kanıtlamış. Diğer bireylerle ve dış dünyayla olan söz ve yazı tabanlı iletişimimiz, özellikle soyut kavramları ele alışımız üzerinde, dolayısıyla fikir ve duygularımız üzerinde fazlasıyla etkili. Öznelerin üzerinde durmamın başlıca nedeni bu. Herhangi bir sözlü ve yazılı önerme tek başına sizin fikirlerinizi değiştirmenizi sağlamaz. Ancak tekrarlanma sıklığı ve inandırıcılık gibi, birbiriyle çarptığınızda “telkin” elde ettiğiniz parametreler var. Örneğin reklam sektörü başlıbaşına bu ikisinin üzerine kuruludur ve amacı bizim gerçekte var olmayan şeylere inanmamızı sağlamaktır. Sıklık parametresi karşımıza en çok basında çıkıyor. Her akşam televizyonda aynı haberler, sözlerinin biraz daha inandırıcı olmasını isteyen resmi ve temiz giyimli kişiler tarafından tekrarlanıyor. Bu sözler size haberi okuyanın sözleri değil. Metin yazarlarını genelde hiç görmeyiz. Doğuştan gelen alışkanlıklarımız ve doğamız bize sözlerin ağzı hareket eden şahıstan geldiğini söyler, ama burada durum farklıdır. Basın ve bilgi taşıyan diğer alanlarda dilbilgisine ve içeriğe dikkat edin. Tam bir özne soykırımı yaşanıyor. Cümleler devrilirken kavramlar birbirine karışıyor, gerçekler ve yalanlar kasıtlı olarak çorba yapılıyor, içine atılan kaynağı belirsiz sahte bir ahlak da tuz biber niyetine bize yutturuluyor. Tabi ki burada basın eleştirisi yapacak değilim. Öznelere yoğunlaşıyorum.

Haberler öznesiz cümlelerle dolu. Haberlerin kaynağı belirsiz, çoğu kez ajans, muhabir adı zikredilmiyor. Sayısız kez tekrar edilen ve istediğiniz kalıba girip istediğiniz amaca hizmet eden süperelastik bir devlet kavramıdır gidiyor. Bu devlet kişiliğinin iradesinin kaynağı bilinmiyor. Haberi veren kavramı işine geldiği gibi şekillendiriyor. Tarih dersi kitaplarında da durum farklı değil. Ders kitaplarında bilimsel makalelerde olduğu gibi bir kaynakçaya, dipnot bloğuna rastlanmıyor. Resmi tarih bu yönüyle bilimsel bir yayından çok ünlülerin dedikodu dergisine benziyor.

Tepemizde melek misali dönüp duran bir sürü belirsiz özne var. Bu özneler bize eğitim, basın, kitaplar ve sosyal iletişim yollarıyla dayatılıyor. Küçük yaştan itibaren soyut kişiliklerin oluşturduğu bir pantheona inanmaya alıştırılıyoruz. Devlet nedir, gelenek kimdir, atalarımız bizimle konuşur mu, Medeniyet Teyze’nin yüzünü neden göremeyiz? Sen hayatında hiç insanoğlu gördün mü? Bir de başımıza doğa çıktı… Kim, ne bunlar, üzerinde hiç düşünmüyoruz. Oysa bu içi boşaltılmış ya da ölü doğmuş kavramlar dünyayı ve hayatı algılayışımızı şekillendiriyor. Soyut kişiliklerin sayısı hergün artıyor. Zihin dünyamızın bu kadar çok soyut kişilikle baş edecek güçte olduğuna inanmıyorum. Benim önerim, her zaman olduğu gibi basitleştirmek. Gizli özneleri bulup çıkarmak, belirsiz özneleri odaklayıp alan daraltmak, mümkünse nokta atışı yapmak. Bu mümkün değilse haber kaynağını özneyi bilmeyen ya da saklayan olarak özne koltuğuna oturtmak her zaman mümkün. İlk aşama yapıldı, edildi gibi edilgen yüklemleri yaptı, etti şeklinde etken hale getirmek. Geldi, oldu, çıktı, düzenlendi, yıkıldı gibi geçişsiz fiilleri getirdi, yaptı, çıkardı, düzenledi, yıktı gibi geçişli karşılıklarıyla değiştirmek de bizi hedefe götürür. Cümleleri geçişli yüklemlerle kurduğumuz zaman eylemleri gerçekleştirecek bir özne bulmak zorunda kalırız. Dilbilgisi dersi gibi oldu ama sizi ikna edip kullanmak isteyenlerin de dile son derece hakim olduğunu unutmayın. Sözle saldırana karşı söz kalkanınız, bir ön eleme süzgeciniz olsun.

Bu ne olduğu belli olmayan soyut kavramlardan en çok kullanılanları, yani anlamını en çok yitirmişleri sıralayayım:

Gelenek:

Gelenekler kendi başlarına bir varlık, bir irade olmuşlar. Şu şöyle yapılır, doğrusu budur, bu bize böyle yapılır gibi telkinleri bir ömür boyu binlerce kez duyuyor ve sorgulamıyoruz. Bir süre sonra geleneklerde aslında var olan amaç-mantık ilişkisini kaybedip, onları dogmatik olarak kabul ediyoruz. Gelenek olarak sınıflandırılabilecek davranışlara karşı olan zaafımız ve telkine açık bu duruşumuz kültürel asimilasyona da zemin hazırlıyor. Dünyanın en zengin ve özgün kültürlerinden biri olan Japonya 50 yıl içinde Amerikan kültürünün dümen suyuna girdi.

Doğa:

Son yılların popüler kişiliği. Kendi başına, insandan bağımsız bir varlık. Tanrıya inanmakta tereddüt edenlerin favori sözcüğü. Bilime ve sanayiye tapanların var olma nedenleri, dizginlenmesi gereken yabani at. Tipik ilahiyatçıya göre Allah’ın insana harcayıp bitirmesi için verdiği nimet. Doğa dendiğinde bu kavramlardan hangisini anlayacağız? İnsanın doğaya dahil olmadığını, evreni biz ve biz olmayanlar diye ikiye bölmemiz gerektiğini kim söyledi? Bunun ilkel çağlar mitolojisinden ne farkı var?

Milli irade:

Düşünün, bir apartman dolusu insan bir araya gelip fikir birliğine varamıyor, ortak irade örneği gösteremiyor, nerede kaldı milyonlarca insan… Milyonlarca farklı fikir adına tek (ya da 500) kişinin karar vermesi, ne yaptığını bile bilmeyen insanların bir takım kağıtları sandıklara atması sonucu o kişilerin değişmesi, her bir yasa maddesi üzerinde kişi sayısı kadar farklı görüş olabiliyorken cilt cilt yasanın fabrikasyon bir hızla tedavüle çıkması ne kadar gerçekçi? Benim bugüne kadar fikrimi soran olmadı, ya sizin?

İnsanoğlu:

Halen hayatta olan 7 000 000 000 (yazıyla yedi milyar) ve yaşamış, ölmüş 200 milyardan fazla farklı özneyi teke indiren, atom bombası gücündeki kişileştirme. Öznelerin en sahtesi. Bu kadar çok kişi adına konuşmaya cüret etmek bile büyük iş. Herhangi iki insan birbirinden farklı iken bu kadar çok insanın amacı, başarısı, şansı, inancı, fikri adına hüküm vermek nasıl mümkün olabiliyor? Bu kadar büyük bir kalabalığın yanında, kitle iletişim aracı denen, aslında kitle telkin aracı olan medyalarda sesi çıkan, mesajına maruz kaldığımız bir avuç insanın esamesi okunur mu? Bundan bin yıl önce bile nasıl yaşandığını tam olarak bilemiyoruz, milyon yıl önce yaşamış insanlar hakkında “mağara adamının doğayla mücadelesi” diye atıp tutmak ne haddimize? Hakim ideoloji ve saldırgan kültürün farklılıkları yok etmek için sık sık kullandığı bir kelime bu. Bazılarımızın zoruna gidiyor ama tüm insanlar aynı amaç peşinde koşmadı, koşmuyor. Bütün farklılıkları tek bir kişilikte eritip yok ederek adeta türümüzün çöp adamdan bir karikatürünü yapıyoruz. Böylece çöp adama istediğimizi yaptırmakta özgür oluyoruz. Bu da bizi çöp adamın tanrısı yapıyor. Tanrı, bir belirsiz özne daha.

Tanrı:

Kişi sayısı kadar farklı din var. Nasıl oluyorsa kimsenin tanrısı bir diğerininkiyle aynı fikirde değil! En iyisi onları kendimize saklayalım.

Öznesiz, sahte özneli, gizli özneli cümlelere örnekler:

“İşten atılmış”

Doğru/özneli ifade: Patronu onu işten atmış.(patron)

“Hapse girmiş”

Doğru/özneli ifade: Polis ve hakim onu hapse sokmuş.(polis ve hakim)

“Kanserin nedeni bilinmiyor”

Doğru/özneli ifade: Doktorlar kanserin nedenini bilmiyorlar.(doktor)

“Teknoloji işimi kolaylaştırıyor”

Doğru/özneli ifade: Teknolojiyi kullananlar beni bunun işimi kolaylaştırdığına inandırıyor ve paramı alıyor.(teknolojiyi kullanan)

“İnsan doğayla mücadele ediyor”

Doğru/özneli ifade: Ben benden başka herşeyle mücadele ediyorum, sizin de ettiğinizi düşünmenizi istiyorum.(ben)

“LED televizyonlar daha iyi görüntü verir”

Doğru/özneli ifade: Üreticileri, LED televizyonların daha iyi görüntü verdiğini iddia ediyorlar.(üretici)

“Et fiyatları yükseldi”

Doğru/özneli ifade: Hükümet ve et lobisi et fiyatlarının yükselmesini istedi.(hükümet ve oligarşi)

“Enflasyon arttı”

Doğru/özneli ifade: Hükümet ve TCMB enflasyonun artmasına karar verdi.(TCMB ve hükümet)

“Ankara’da otobüse zam yapıldı”

Doğru/özneli ifade: Gökçek otobüse zam yaptı.(Gökçek)

“Geleneğe göre altınlar geline aittir”

Doğru/özneli ifade: Altınların kızımızda kalması işimize geliyor, çünkü oğlunuzun evlenmek için vereceği tavizler var.(bana göre)

“Anayasa değişti”

Doğru/özneli ifade: X parti hükümeti/X cuntası anayasayı değiştirdi.(hükümet)

“X yasası çıktı”

Doğru/özneli ifade: Y partisi hükümeti X yasasını çıkardı.(hükümet)

“Türkiye 2052 olimpiyatlarına aday oldu”

Doğru/özneli ifade: Bir takım torpilli bürokrat ve politikacı kimsenin fikrini sormadan komiteye adaylık başvurusunda bulundu.(bürokrat ve politikacı)

“Trafik canavarı 3 can daha aldı”

Doğru/özneli ifade: Araba kullanmayı bilmeyen sürücü 3 kişiyi öldürdü.(araba kullanmayı bilmeyen sürücü)

“Bu, demokrasinin gereğidir”

Doğru/özneli ifade: Bu benim çıkarımın gereğidir ve ben buna dokunulmaz bir kılıf hazırlıyorum.(benim çıkarım)

“Bu hırsızlığı engelleyecek teknoloji mevcut değil”

Doğru/özneli ifade: Yetersizim, suçu makineye atıyorum.(ben)

“Şimdi herşey var”

Doğru/özneli ifade: Şimdi her malı ithal eden bir ithalatçı var.(ithalatçı)

“Hazine borçlanmaya devam edecek”

Doğru/özneli ifade: Sizin paranızdan sorumlu olan muhasebeci sizi borçlandırmaya devam edecek.(siz)

“Piyasa beklenti içinde”

Doğru/özneli ifade: Bir avuç zengin beklenti içinde.(bir avuç zengin)

“Ekonomi bu uygulamadan zarar görür.”

Doğru/özneli ifade: Patronlar bu uygulamadan zarar görür.(patron)

“Yeni iş alanları yaratılacak”

Doğru/özneli ifade: Sermayedarlar için yeni para kazanma olanakları yaratılacak.(sermayedar)

“Vergini ver, ülke kazansın”

Doğru/özneli ifade: Vergini ver, hükümet de alsın onu zengine versin, zengin kazansın.(zengin)

“İnsanlar eşittir”

Doğru/özneli ifade: Benim seçtiğim uluslar, sınıflar ve zümreler daha eşittir.(ben/biz)

“İnsanlar … hakkına sahiptir”

Doğru/özneli ifade: Bilimsel gerçekler umrumda değil, çoğunluk öyle uygun görüyorsa onaylamak işime gelir.(ben)

“İsrail’i tanıyan ikinci ülkeyiz”

Doğru/özneli ifade: X hükümeti dünyada İsrail’i tanıyan ikinci hükümet oldu.(hükümet)

“11 Eylül’ün sırları henüz açığa çıkmadı”

Doğru/özneli ifade: 11 Eylül’ün gerçeklerini öğrenmenizi istemediğimiz için saklıyoruz.(biz)

“Bunlar aşırı ideolojiler”

Doğru/özneli ifade: Kulağıma yabancı ve ürkütücü gelen her yeni fikri elimin tersiyle itip fikir sahibini susturarak kafamı kuma gömüyor, vicdanımı rahatlatıyorum.(benimkinden farklı fikirler)

Reklamlar

2 Responses to “Gizli özneler ve öznesiz cümleler”


  1. 1 dedektifnik 13 Eyl 2011, 19:08

    Bu sondaki örnekleri çoğaltıp, “Gazete Okuma Kılavuzu” adıyla nette yayabilirsin.

  2. 2 Size ne ismimden 25 Ağu 2016, 18:06

    Çok saçma


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s





%d blogcu bunu beğendi: