Büyümenin Sınırları…

Konuk yazar: Uğur GERGER
Torunlarınızı size minnettar kılacak dünya bu mu olacak?
Sınai üretimi sıfıra düşmüş; nüfusu felaket ölçüde azalmış; havası, denizi ve toprağı kurtarılamayacak ölçüde kirlenmiş ve bozulmuş, ve uygarlığı uzak bir anıya dönüşmüş bir dünya düşününüz.
Bilgisayara göre geleceğin dünyası budur. Daha da korkutucu olanı, bu çöküşün yavaş yavaş değil, durdurulması olanaksız bir biçimde, dehşet verici bir anilikle gerçekleşecek olmasıdır.
İnsanlığın varlığını sürdürebilmesi için son şansını ortaya koyabilecek ”Ekonomik Büyümenin Sınırları” nın insanlığa bildirisi ve uyarısı budur.
MIT Proje ekibi – Yazarlar
Donella H. Meadows
Dennis L. Meadows
Jorgen Randers
William W. Behrens III
1968 yılı Nisan ayında, on ülkeden bilim adamları, eğitimciler, iktisatçılar, sanayiciler ile ulusal ve uluslarası devlet görevlilerinden oluşan otuz kişilik bir grup, Roma’da Lincel Akademisinde, ileri görüşlü bir İtalyan iktisatçısı ve sanayi yöneticisi olan Dr. Aurelio Peecei’nin isteklendirmesi ile biraraya geldi. Toplantının amacı insanlığın bugününü ve yarınını tehdit eden sorunlar bigi sarsıcı çapta bir konuyu tartışmaktı.
İşte aşağıda okuyacağınız bölüm 1978 yılında yayımlanan bu çarpıcı çalışmanın geleceğimize ışık tutan en önemli bölümüdür.  Jay Forrester’ın ”Sistem Dinamikleri Kuramı” kullanılarak bundan 31 sene önce yazılmış, bugüne ışık tutan bu eseri okumanın bugünü ve geleceği kavramamızda çok etkili olacağına inanıyorum.
“Dünya Modelinin Davranışı”
“Dünya sistemi son sınırlarına doğru büyüdükçe en olası davranış şekli ne olacaktır? Üstel büyüme eğrileri yatay hale gelince mevcut ilişkilerin hangileri değişecektir? Büyümenin sonuna gelindiği zaman dünyanın durumu nasıl bir görünüm gösterecektir?
Kuşkusuz bu sorulara verilecek pek çok cevap söz konusudur. Bu konuyla ilgili olarak, her biri büyümenin çeşitli sınırlamalarından doğan sorunlara insan toluluğunun ne şekilde karşılık vereceğin değişik varsayımlara dayandıran seçenekleri inceleyeceğiz.
Senaryo 1Önce, insanın değer yargılarında ve son yüzyılda olduğu gibi, dünyanın nüfus-sermaye sisteminin işlemesinde büyük değişiklikler olmayacağını varsayarak işe başlayalım. Bu varsayımların sonuçları şekilde gösterilmiştir. Bu bilgisayar çıktısına ”standart akış” diyeceğiz ve bunu, daha sonra ileri sürecek diğer varsayımlara dayanan işlemlerle karşılaştırmak için kullanacağız. Şekildeki yatay ölçek 1900’den 2100’e kadar olan zamanı yıl olarak göstermektedir. Sekiz niceliğin zaman içindeki geişimini bilgisayar ile saptayıp işaretlemiş bulunuyoruz.
Bu değişkenlerin her biri değişik dikey ölçülerde işaretlenmiştir. Dikey ölçekleri bilerek atladık ve yatay zaman ölçeğini biraz belirsiz yaptık; çünkü sadece yaklaşık olarak bilinen sayısal değerlerin üzerinde değil, bu bilgisayar çıktılarının genel davranış şekilleri üzerinde de durmak istedik. Bununla birlikte, burada verilen bütün bilgisayar işlemlerinde ölçekler birbirine eşittir ve bu nedenle değişik bilgisayar işlemlerinin sonuçları kolaylıkla kıyaslanabilir.
Modeldeki bütün değerler (nüfus, sermaye, çevre kirlenmesi, v.s)  1900 yılı değerleri ile başlar. Şekilde 1900 yılından 1970 yılına kadar işaretlenmiş olan değişkenler bildiğimiz kadarı ile, genellikle, tarihsel değerleri ile uyuşmaktadır. Nüfus 1900’de 1.6 milyardan 1970’de 3.5 milyara yükselmektedir. Özellikle 1940’tan sonra doğum hızının yavaş yavaş düşmesine rağmen, ölüm hızı daha çabuk düşmekte ve nüfusun büyüme hızı artmaktadır. 1970’te ki kaynak temeli hala 1900 değerinin % 95’i dir. Fakat 1900 yılından sonra, nüfus ve sınai çıktı büyümeye devam ederken, kaynak temeli düzeyi belirgin bir şekilde düşmektedir.
Şekildeki grafikte sistemin davranış biçimi açık bir şekilde yükseliş ve çöküş göstermektedir. Bu akış içinde çöküş, yenilenemeyen kaynak tüketimi sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Sınai sermaye stoku çok büyük kaynak girdisine ihtiyaç yaratan bir düzeye ulaşmakta ve bu büyüme süreci içinde, elde olan kaynak rezervlerinin büyük bir kısmını tüketmektedir. Kaynak fiyatları yükselip yer altı kaynakları azaldıkça yeni kaynakların bulunması için giderek daha fazla sermaye kullanmak gerekir; bu da gelecekteki büyüme için yatırılabilecek sermayenin azalmasına yol açar. Sonuçta, yatırımlar amortismanları karşılamaya kâfi gelmeyip sınai girdilere bağımlı duruma gelmiş bulunan hizmet ve tarım sistemlerini de beraberinde sürüklemek suretiyle sınai temel çöker. Kısa bir süre için durum özellikle önemlidir; çünkü nüfus, yaş yapısındaki doğal gecikmeler ve sosyal uyum sürecine rağmen artmaya devam etmektedir. Ancak, bir süre sonra gıda ve sağlık hizmetlerinn yokluğu nedeyiyle ölüm oranının yukarı itilmesiyle, nüfus azalmaya başlar.
Modelde olayların tam zamanlaması, büyük kümeleşmeler ve çeşitli belirsizlikler gözönüne alınırsa anlamsızdır. Bununla birlikte, büyümenin 2100 yılından önce durdurulması önemlidir. Biz burada her belirsiz, olayla ilgili bilinmeyen miktarların en iyimser tahminlerini yapmaya çalıştık ve ayrıca, büyümenin modelimizin belirttiği süreden önce durmasına yol açabilecek olan savaş veya salgınlar gibi sürekli olmayan etkenleri dikkate almadık. Başka bir deyişle, model, büyümenin, gerçektekinden daha uzun bir süre devam etmesine olanak vermesi nedeniyle, aslında taraf tutmaktadır. Böylece şimdiki sistemde önemli bir değişiklik olmayacağı varsayımı altında, nüfus ve sınai gelişmenin en gecinden gelecek yüzyılda duracağını, az çok kesinlikle söyleyebiliriz.”
Sırasıyla nüfus, toplam GSMH, yabancı yatırım, baraj yapımı, su tüketimi, yapay gübre kullanımı, şehir nüfusu, kağıt tüketimi, McDonalds lokantası adedi, motorlu taşıt sayısı, telefon sayısı, uluslararsı turizm grafikleri.

Sırasıyla nüfus, toplam GSMH, yabancı yatırım, baraj yapımı, su tüketimi, yapay gübre kullanımı, şehir nüfusu, kağıt tüketimi, McDonalds lokantası adedi, motorlu taşıt sayısı, telefon sayısı, uluslararsı turizm grafikleri.

Tam 31 sene önce söylendiği gibi  bugün  yenilenemeyen kaynakların tükenme aşamasına gelmesi sebebiyle 2008 Ağustos ayında ”Büyüme” durmuştur.. 2008 Ağustos ayında, yenilenemeyen enerji kaynaklarının ihtiyaca cevap verememesi sebebiyle sınai temel zarar görmüştür. 2009 sonundan itibaren öngörülen şekilde yenilenemeyen enerji kaynaklarının ”tükenme hızı” bugüne oranla kat kat artıcaktır. Büyüme üzerine temellenmiş sınai temelin çökmesi de şekilde öngörüldüğü gibi olucaktır. Gelecek hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istiyorsanız kitabı bulup okumanızı tavsiye ederim.

Daha fazla okuma için kaynaklar:
1968’de kurulan aralarında bir Türk’ün de bulunduğu bilimadamı grubu tarafından kurulan Club Of Rome örgütü tarafından hazırlanan kapsamlı rapor büyük yankı yaratmış ve bugüne kadar tartışılagelmiştir. Rapor tamamen karşıt tezlere dayanak oluşturmak için kullanılmak gibi bir özelliğe sahip. 1992’de ve 2005’te güncellendi. Bazı dönüm noktaları hakkındaki tahminler eksi ya da artı bir kaç yıl yanılmış olsa da içeriğindeki hemen her tez 30 yıl sonra isabetliliğini korumakta.
Önde gelen ekolojist Garrett Hardin tarafından 1968 yılında yazılan makale, bağımsız hareket eden bireylerin, paylaşılan sınırlı doğal kaynakları durumun farkında olsa da olmasa da tüketip yok edebileceği bir ikilemden bahsediyor.
İngiliz akademisyen Thomas Malthus tarafından 1798’de yazılan makale özetle nüfus artışının sürdürülemez olduğunu ve nihayetinde medeniyetin yıkımıyla sonuçlanacağını anlatıyor. http://www.econlib.org/library/Malthus/malPop.html adresinden online olarak okunabilir.
Reklamlar

2 Responses to “Büyümenin Sınırları…”


  1. 1 hakan 15 Ağu 2009, 00:29

    Merhaba, bu kitapla ilgili daha önceden haberim vardi. 1992 ve 2005’de güncelenen kitabin basligi degisti biraz:) “Behind The Limits” Yani Limitler, çokça asildi biçok veride. Görüslerine katiliyorum. Bizim bilgi edinme anlayisimizi tümden degistirmeye aday kaynaklar, isleri artik geri dönüse onlarin de engel olamayacagi yola soktular. Hemen ne yapabilirizi konusup uygulamamiz lazim. Sevgiler

  2. 2 galapa ola 04 Eyl 2009, 02:35

    Zeitgeist güzel fakat uygulanması adına yapılacak olan çok kötü olacak.
    Yani Zeitgeist’in mümkün kılınabilmesi için, dünya nüfusu 100 milyon kişiye indirilecek. Bunun nasıl indirileceğini de eminim tahmin etmişsinizdir:)
    Bunun dışında Zeitgeist’in uygulanabilmesi kesinlikle mümkün değildir.
    Peki dünya nüfusunun 100 milyona inmesi mümkün olabilir mi?
    Bunun olacağını 100 – 150 senelik zaman diliminde görürsünüz. Gidişat oraya doğru olacak. Gerçekçi olun, eğri oturun doğru konuşun.
    Ayrıca, bu Zeitgeist’i ortaya atanlar İllimünati yapılanmasının babaları da olabilir. Bir yandan 6 milyar insandan para kazanıyorlar ve olağanüstü zengin olmalarına rağmen kendileri açısından belli bir doygunluğa ulaştıklarında, daha doğrusu felsefi olarak biçim değiştirdiklerinde, yani artık para kazanma hırsından çok daha başka vizyonlara (bu vizyon ”yeni bir hırs ihtiyacı” olarak da algılanabilir) yöneldiklerinde, bunu uygulayacaklar. Aralarında tartışacaklar, kimisi kabul edecek, kimisi karşı çıkıp biz bunca para kazanıyoruz, o kadar insan ölürse nereden para kazanacağız falan diyecek, işte bunu diyenler azınlığa düştüğünde bu uygulanacak. Zaten dikkat edilirse, belgesel insanın bilinçaltına paradan soğutma hissiyatı veriyor.
    Herneyse.. Sözlerimi İsmet İnönü’nün Amerika’nın Türkiye’ye tutumuna karşı söylediği bir sözüyle bitireyim; ”Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de o dünyada yerini alır”:)


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s





%d blogcu bunu beğendi: