Kamu Borcu Nedir? Bizi Nereye Götürmektedir?

Sürekli borçlanmayı öngören modern teori dünyayı kana boğmuş, üzerinde yaşayanları durmadan artan bir yükle ezmiştir.

-Thomas Jefferson

Vekalet verdiğiniz bir dostunuz, sizin yerinize bankalardan ödeyemeyeceğiniz miktarlarda kredi çekse, evinizi, arazinizi, arabanızı ipotek ettirse, size de bilgi vermese ne hissedersiniz? Katil olurum mu dediniz? Hazinenin borçlanarak yaptığı da aynen budur. Bugün itibariyle hepimizi ödeyemeyeceğimiz bir borca sokmuş, ülkeyi de ipotek etmiştir. Banka hacze çoktan başlamıştır.

Bunlar yetmiyormuş gibi bu hain arkadaşınızın siz evde yokken evin eşyalarını bit pazarına götürüp yok pahasına sattığını, satamadığını da bedavaya dağıttığını düşünün. Hala mı öfkelenmediniz? O zaman ya evliyasınız, ya da ölü.

Bildiğimiz gibi kişi işini büyütemezse, gelirini artırıp “büyüyemezse” borcunu ödeyemez, iflas eder. Banka kişinin varlıklarına el koyar, bunları gerçek değerlerinin çok altında satar ve borç kapanır. Devlet ekonomiyi büyütemezse, dolayısıyla topladığı vergiyi sürekli artıramazsa, borcunu ödeyemezse ne olur? Elbette iflas eder. Banka devletin varlıklarına(toplmun varlıklarına) el koyar. Ama satamaz. Bütün yolları, barajları, şehirleri, araziyi, memurları kime satsın? Banka varlıkların yeni sahibi olarak borcun kapatılması konusunda bir şekilde hükümetle anlaşacaktır. Bu noktada şüphe duyulmayan gerçek, kamu varlıklarının kamuya bir daha asla geri dönmeyeceğidir. Belirsiz olan nokta, bu anlaşmanın şartlarıdır. Banka kamu varlıklarının değerinin ya da gelecekteki getirisinin(gelir vergisi, kdv, ayak bastı parası, deli dumrul vergisi, varlık vergisi vb. “yeni vergi paketleri”) alacağını karşılamayacağını düşünürse işler biraz karışacaktır. Bu durumda kaçınılmaz olarak banka vatandaşları da devletin “malı” olarak düşünecek, onların emeğini talep edecektir. Önceki yazıda ne demiştik:

Borç, gelecekteki insan emeğinin üzerindeki haktır/hakediştir.

Bu duruma düşmemek için ekonomimizin sürekli büyümeye devam etmesi gerekir. Ekonominin artık neden büyüyemeyeceğini açıkladım. Her geçen gün kaçınılmaz iflasa doğru ilerliyoruz. Devletlerin, kişilerin alacaklarını affettiği ya da vazgeçtiği vakidir. Tarihte bankaların alacaklarından vazgeçtiği, tahsil edemediği hiç görülmemiş. Hükümetler bankaların isteklerine cevap verebilmek için yasa çıkaracak, anayasada değişiklik yapacaktır, bundan hiç şüpheniz olmasın. Zaten şimdiye kadar yapılagelen buydu. IMF dediğiniz de bir bankadır. Bu banka kredi şartı olarak memur maaşlarının azaltılmasını istediğide hükümetler kabul etmedi mi? Sizin sofranızdan lokmaları eksilten doğrudan bankalar olmuyor mu? Üstelik bu devlet daha teorik olarak borçlarını ödeyebilir durumda iken yapılanlar. Ödeyemeyecek duruma gelince neler olabileceğini hayal edin.Yapılması gereken nedir? Benim gördüğümü siz de görüyorsanız bunu tartışmaya başlayın, çünkü vaktimiz daralıyor.

Yapılması gereken bir dizi şey var; örneğin devetin bundan sonra “borç tahsilatını” kolaylaştırmak için çıkaracağı yasalara şimdiden direnmek. Özelleştirmeye (hacze) bugüne kadar direnmedik, hala çok geç sayılmaz. Haciz memurları fabrikalarımızı aldı, şimdi de toprağımızı alıyor. Evet özelleştirme bildiğiniz hacizdir. Özelleştirmeden elde edilen döviz geliri ile borç faizi ödenmiyor mu? Şimdi bu haciz değildir diyebilir misiniz? Bundan sonra toprakla(1) birlikte su kaynakları(2), geriye kalan madenler(3), yollar(4), barajlar(5), hastaneler(6), okullar(7), belediyeler(8) ve kamuya yararına çalışan diğer kurum, fabrika, şirket vs. var.

Moralimizi bozmayalım, elimizde kalanla yetinelim, değil mi? Elimizde ne kaldı? Biz. Sadece biz kendimiz kaldık. Kendimizden en az 90 milyon tane. 90 milyon doyurulacak karın, giydirilecek ve barındırılacak beden. Büyüme devam ediyor bakın, yalnız ekoomik olarak değil! 90 milyon kişi, yabancı mülkiyetli topraklarda, yabancı şirketlerin yönettiği şehirlerde, yabancı şirketlerden fahiş fiyatla satın aldığımız su, yiyecekle yaşıyoruz. Peki parayı nereden kazanıyoruz? İş bulacak kadar şanslıysak yabancı şirkette çalışarak. Ezcümle, hayatımızı bize ödünç vermişler, hayatımız boyunca borcumuzu ödüyoruz. Alın size kölelik.

Şimdi başımıza gelecekler ve yapmamız gerekenler konusunda sesli düşünüyorum.

1) Hükümet su ve maden kaynaklarının tamamını satmak isteyecek. Şunu bilin ki memlekette kamu malı olan su kaynağı kalmadığı an suyun sahibinin kölesi ve mahkumu olacağız. Ya madenler? Çimento, alçı madenleri, taşocağı olmadan hangi evde barınabilirsiniz? Bu konularda yeni yasalar çıkarılacak. Çıkarılmaya başlandı bile. Tepki geldi mi? Yasaları okumuyoruz bile, ne tepkisi?

2) Hükümet satacak(bedavaya verecek) kamu malı kalmadığında özel mülkiyete gözünü dikecek. Önce arazi sahiplerinin sahiplik haklarını ortadan kaldırmaya çalışacak. Bu süreç, ilk aşamada doğal koruma alanı, dünya mirası, soyu tükenmekte olan türlerin korunma alanı(kesişen yollar yazımdaki grafiği hatırlayın) vb. bahaneyle arazi sahiplerinin yapılaşmasının, hatta ekip ürün yetiştirmesinin engellenmesi ile başlayabilir. Öyle ya, tarlada zirai ilaç kullanacaksınız, ilaç soyu tükenen “X” türüne zarar veriyor olacak. Hükümetlerin bahanesi bitmez… Aynı şekilde, benzer bahanelerle sahil balıkçılığı öldürülecek. Deniz mahsulünü hasat edemeyince kıyıların, toprak mahsulünü hasat edemeyince tarlaların değeri düşecek. Zaten su başlarını şirketler tutmuş, tarlanızı hangi suyla sulayacaksınız? Sorun değil, nasıl olsa devlet(şirketler) bize günlük istihkakımızı karneyle dağıtır! Artık onun da içine direnci kırmak ve bizi aptallaştırmak ilaç mı koyar, ne yapar bilemem.

3) Çalışma yasaları değişecek. Memurların iş güvencesi ortadan kalkacak. Zaten memur istihdam eden kamu kurumu kalmayacak yavaş yavaş. Bütün hizmetler babalar gibi özelleştirilecek. Çalışma yasaları 120 yaşında emeklilik(bkz. ilk yazım), haftada 60 saat çalışma(9), yasal çocuk işçiler(10),yılda 3 gün izin gibi güzellikliklerle donatılacak. Siz sayıları kendi hayal gücünüze göre değiştirin. Artık bu koşullarda patronunuzdan zam isteyecek değilsiniz. Zaten yemeğinizi veren şirketle madeninde çalıştığınız şirket aynı(11), karın tokluğuna çalışırsınız, ne maaşı?

4) Artık resmen bir kölesiniz, hayat o kadar ağır ki askere giderek kurtulmayı düşünüyorsunuz. Fakat o da ne? Ordumuz NATO’nun çeşitli cephelerinde sürekli çatışma halinde.(Yazının geri kalanı halkı savaştan soğutmak suçunu işlememek için kendi isteğimle sansürlenmiştir. Yaşasın düşünce özgürlüğü!)

Yapılacak şey direnmektir. Kaybedecek şey kalmamıştır. Var olmasına da, yakında kalmayacak. Bu bir süreç. Farkettirmemek için zamana yayılıyor. Buna incrementalism(12) deniyor. Bunu size bir örnekle açıklayayım: Duvarın üstünde uyuklayan bir sokak kedisine koşa koşa yaklaşırsanız kedi tehlike algılar ve tereddüt etmeden kaçar. Koşmadan, çok küçük adımlarda, arada uzun süre hareketsiz bekleyerek, kediyi varlığınıza alıştırarak yaklaşırsanız kedi bir tehlike algılmayacak, uyuklamaya geri dönecektir. Yeterince yaklaştıktan sonra ani ir hareketle onu ensesinden yakalarsınız, artık kedi sizindir. Bu kavram genelde kaynayan sudaki kurbağa örneği(13) ile açıklanır.

İşler bu aşamaya gelmeden hükümetin yapacağı şey şudur: Borsayı kapatmak, merkez bankasını devletleşirmek, kamu borçlarını tek taraflı olarak silmek, tüm özelleştirilmiş varlıkları tekrar satın almak, bu mümkün değilse el koymak, tüm uluslar arası ticaret ve sermaye anlaşmalarından çıkmak. Bu ülkenin varlıkları kendine yeter. Kanıt mı? Bu ülke 1945’e kadar dış ticaret açığı ve kamu borcu olmadan yaşadı. Evet, bu çözümlerin hepsi zorbalık. Peki toplasanız 3000 bankere olan borcu yüzünden 80 milyon kişinin köleleştirilmesi adil mi? Siz karar verin… Bunlar zorbalık, bunları yapacak gücümüz de ordudan geliyor. Ordu zaten devleti meşrulaştıran, bağımsız bir “irade” yapan unsurdur.

Son olarak, bağımsızlığını ve egemenliğini kaybetmek istemeyen bir halkın anayasasına değişmez madde olarak yazması gereken iki şey var:

-Devlet, savaş dahil hiçbir koşulda borçlanamaz.

-Devlet, kendi parasını kendi basar.

Notlar
1
http://www.milliyet.com.tr/2006/04/01/guncel/gun04.html
http://www.hayrettinkaraca.com/index.php?action=article&article_id=1120
http://www.serki.com/index.php?bolumsec=haber&id=ro8rra
2
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/415904.asp
http://www.oib.gov.tr/portfoy/manavgat.htm
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/258865.asp
3
http://www.oib.gov.tr/portfoy/madencilik.htm
4
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/6368149.asp?m=1
5
http://www.oib.gov.tr/tedas/elek_uretim_tesis.htm
http://www.haberler.com/ozellestirme-yaninda-bedava-verilen-barajin-haberi/
6
http://www.samanyoluhaber.com/haber-56738.html
7
http://www.aes.org.tr/haberler/egitimin-ozelligi-artiyor-.-iste-istatistikler-2.html
8
http://haber.mynet.com/detay/ekonomi/Baskent-Dogalgaz-12-Haziran-da-tekrar-ihaleye-ciki/12Mayis2009/A1205122
http://www.evrensel.net/00/01/13/ekonomi.html#1
9
http://www.victorianweb.org/history/workers1.html
http://www.isguvenligi.net/index.php?option=com_content&task=view&id=53
10
http://eh.net/encyclopedia/article/tuttle.labor.child.britain
11
1976 yapımı Network filminde medya patronunun televizyon sunucusuna Yeni Dünya Düzeni’ni müjdelemesi sahnesi ve metni. Metin ve sahne sinema tarihinin eşsizlerinden sayılıyor. Olayın özünü kısacık bir metinle anlatmayı başarması ve sunucunun verdiği tepki etkileyici. Türkçesine buradan ulaşabilirsiniz.
http://www.americanrhetoric.com/MovieSpeeches/moviespeechnetwork4.html
12
http://en.wikipedia.org/wiki/Incrementalism
13
http://en.wikipedia.org/wiki/Boiling_frog
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=ha%C5%9Flanma+s%C3%BCrecindeki+kurba%C4%9Fa
Reklamlar

4 Responses to “Kamu Borcu Nedir? Bizi Nereye Götürmektedir?”


  1. 1 Baris 08 Haz 2009, 21:57

    HOme belgeselinin Fransiz Yesilleri’nin AB Parlementosu secimlerinde oyunu arttirdigi soyleniyor…

  2. 2 bahtiyar şentürk 29 Nis 2013, 17:14

    kamu borumun nereye olduğunu bilmiyorum


  1. 1 Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı « Büyük Çöküş 15 Şub 2010, 18:46 yazısı için Geri İzleme tarafından yapılan yorum
  2. 2 2013'de IMF'ye olan borç kapanacak | Emin KÜÇÜKKILIÇ 20 Kas 2010, 08:40 yazısı için Geri İzleme tarafından yapılan yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s





%d blogcu bunu beğendi: