Küresel Kriz: Ne Kadar Vaktimiz Var?

zamanAdrian Salbuchi

Küresel Araştırma, 8 Mayıs 2009

İyi bir doktor haberler ne kadar kötü olsa da hastasına onu neyin hasta ettiğini söyler. İyi bir doktor doğru bir teşhisle işe başlar. Öte yandan kötü doktor doğru teşhis koyamaz ya da daha kötüsü, gerçeği hastasından saklar. Durumu kötü olan bir hasta kendisine hastalığı söylendiğinde, durumunu kabullenmeden önce inanamama ve inkar aşamalarından geçer. “Bu işte bir yanlışlık var, doktor bir hata yapmış olmalı” sözünde inanamama durumu vardır. Fakat teşhis doğrulandığında hasta tümden inkar sürecine girer: “Böyle bir şey olamaz, imkansız!”

İyi doktor tedavi acılı da olsa hastayı durumu kabullenmeye teşvik eder. Tedavi ancak bu şekilde başlayabilir. Toplumsal çalkantı başgösterdiğinde de benzer bir şey olur. Aşağıda bütün dünyada gideren artan şiddette bazı süreçlerin sonuna geldiğimiz gerçeği ile ilgili anahtar başlıkları ele aldık. Küresel medya tam tersini söylüyor olabilir, çoğu politikacı ne olup bittiğini tam anlayamıyor olabilir, ama halkın büyük kısmı bir şeylerin ters gittiğini sezinliyor, ancak mantığında bir yere oturtamıyor. Kimi aydınlar gerçekte ne olduğunu ya da nereye gittiğimizi anlıyor olabilirler, ama kabullenemiyorlar(inkar).

3 Ekim 2008’deki yazımızda henüz başlamış olan küresel mali “kriz”in kriz olmadığını söylemiştik. Küresel finans sisteminin geri dönüşü olmayan bir noktayı geçtiğini, bu sürecin da diğer bazı hedefleri olan kontrollü bir modelin parçası olduğunu söyledik. Bu hedefler mali amaçların çok ötesinde: Yeni Dünya Düzeni’ndeki(NWO) bir sonraki jeopolitik aşamaya geçiş arayışları. Bu de DÜNYA DEVLETİ’nin iktidara gelmesinden başka bir şey değil. O gün NWO elitinin üç temel planını açıklamıştık:

– A planı süren finans krizi sadece mali önlemlerle çözmeyi amaçlıyor. İşe yaramıyor…

– B planı, küresel finans sistemini içinde gerçek bir altın karşılığı olan Yeni Dolar’ın da içinde olduğu, köklü değişiklikleri amaçlıyor. Bu plan küresel elitlerin Wall Street ve Avrupa bankalarının kayıplarını Çin, Güney Amerika gibi farklı coğrafyalara taşımalarını sağlayacak.

– C planı “oyun tahtasını devirerek” küresel bir savaşı başlatmayı amaçlayacak.

Bu üç “planın” şu anda farklı aşamalarda olduğuna inanıyoruz. A planı neredeyse iptal. B ve C planları başlatılacak. Şimdi nerede olduğumuzu görelim…

1) DÜNYA DEVLETİ

Önce NWO’nun uluslararası politik yapıda bir aşamayı değil, genel bir terimi ifade ettiğini anlamalıyız. Geçtiğimiz yüzyıl boyunca bir kaç NWO gördük:

  • 1919’da, I.Dünya Savaşı bittiğinde Anglo-Amerikan ve Siyonist çıkarlara dayanan jeopolitik planlama ve kontrol örgütleri olan Council on Foreign Relations(CFR) ve Royal Institute of International Affairs(RIIA) oluşturuldu.
  • 1945’te II.Dünya Savaşı bittiğinde iki kutuplu dünya tasarlandı. Bretton-Woods anlaşması, Yalta, BM, soğuk savaş bu dünyanın unsurlarıydı.
  • 1991’de, SSCB tarihten silindi ve sonra George HW Bush(Baba Bush) yeni “küreselleşme” düzenini ilan etti(11 Eylül 1991’de!)
  • 8 Aralık 2008’de London Financial Times’ta belirsiz ve ölmekte olan küreselleşmenin yerini yavaş yavaş zorunlu bir Dünya Devleti’ne bırakmaya başladığı ilan edildi.

Bugün Dünya Devleti’nin oluşturulmasının arefesinde vahşi bir evreden geçiyoruz. Hedeflerden bazıları:

  • CFR, Trilateral Commission ve Bilderberg örgütünün önayak olduğu ulus devletlerin çözülmesi ve yok edilmesi
  • Süper güç ABD’nin alacakaranlığı
  • Dünya nüfusunda şiddetli bir azaltıma gidilmesi(pandemikler/salgınlar)
  • Hayatta kalanların toptan elektronik gözetim ve zapt altında tutulması(İnsanların aşı kampanyalarına direncini kıracak psikolojik savaş taktikleri)
  • Politikanın, ekonominin, orduların, kültürün, basının, bilimin ve hatta dinlerin bütüncül merkezileşme ve kontrol altında tutulması

Bütün bunlara savaş olmadan erişilemez. Dolayısıyla C planı başlatılmıştır.

2) RUSYA VE ÇİN İLE YÜZLEŞME

Geçtiğimiz aylar boyunca Çin, ABD’yi ve Wall Street asalaklarını artan bir ilgiyle izledi. 1.7 trilyon dolar rezervinin (kimi Washington gözlemcileri buna “Çin atom bombası” diyor) başına ne geleceğini bilmek istiyor. ABD cevap vermiyor çünkü verecek cevapları yok… Kısa vadede bu rezervi Euro ile değiştirmek gibi “güçlü bir hamle” girişiminde bulunulması doların çöküşüne yol açacaktır. (B planı bu olasılığa karşı var)

Çin bugünlere kadar ABD kamu açığını finanse etmek için devasa miktarlarda hazine bonosu aldı. Bugün bu açık haftada 170 milyar doları buluyor. Geçtiğimiz günlerde Air Force One’ın (başkanlık uçağı) New York üzerinde alçak uçuş yaparak halkı paniğe sevketmesinin bununla bir ilgisi olabilir: Görünen o ki Obama ve takımı bir çözüm bulmak için Çin temsilcileri ve diğer yabancılarla buluşmaya karar verdi. Fakat Obama “üst kattaki son sözü söyleyicilere” danışmamış olacak ki bunlar kararlarını değiştirerek Air Force One’ın Washington’a inmesini talimatı veriler, bunu da tehditkar bir şekilde yaptılar. Aklına kötü senaryolar gelen ve eskortluk eden iki avcı uçağının “tuhaf” şeyler yapmasından sakınan pilot uçağını korumak ve milyonlarca insan tarafından görünür olmasını sağlamak için New York üzerinde alçak uçuş yaptı. Daha sonra bu yabancı ABD kreditörlerinin -Çin dahil- korumaları ve FBI arasında akılları karıştıracak bir çatışma yaşandı ve bazı ajanlar öldü.

3) İSRAİL FÜNYESİ

İsrail açıklanmayan İran saldırı planı üzerinde ilerlemeye devam ediyor. İki yıldan uzun bir süredir bu konuda haber yapıyoruz. Bu, Ortadoğu’da kitle imha silahları olan tek ülke İsrail tarafından tek taraflı, sebepsiz ve önceden tezgahlanmış bir saldırı olacak. Dünyanın en büyük ikinci nükleer başlık stoğu (400 adet) İsrail’de, ve bunu kullanmak konusunda son derece istekliler. Doğal olarak İran’ın nükleer programını bahane edecekler. 18 Nisan 2008 tarihli London Times gazetesine göre İsrail Hava Kuvverleri saldırıya tamamen hazır ve aşırı sağcı başbakan Netanyahu ve daha da aşırı sağcı dışişleri bakanı Liebermann’dan emir bekliyor. (bkz. “Israel stands ready to bomb Iran’s nuclear sites”Haberin Türkçesi ). Bu saldırı biyolojik, kimyasal ve nükleer kitle imha silahlarının kullanıldığı genel bir savaşı tetikleyecek. İsrail kaynakları ABD’de Siyonist gücün bütün partilerin üzerindeki hakim konumunu bildikleri halde Obama yönetiminin onayı olsa da olmasa da saldıracaklarını belirtiyorlar. 18 Mayıs’ta Netanyahu Obama ile görüşecek. Her halükarda İsrail saldırır ve İran karşılık verirse Obama yönetimi Siyonist ABD’deki güç yapıları tarafından İsrail’in yanında savaş katılmak için baskı görecek. (bkz. “The Israel Lobby and US Foreign Policy”, Stephen Walt & John Mearsheimer) Bu durum 7 Mayıs’ta Daily Telegraph tarafından doğrulandı. 2003’te Malezya başbakanı Mahatir Muhammed’in dediği gibi “Yahudiler dünyaya vekilleriyle hükmediyor: Başkalarının kendileri için çarpışıp ölmelerini sağlıyorlar”.

4) DÜNYA DEVLETİ İÇİN JEOPOLİTİK

Bu “İsrail Fünyesi” ile Brzezinski‘nin stratejik fikirlerine göre ABD ordusunun yeniden konumlandırılması ile paralellik bulunmakta. Bu fikir ABD’nin Irak batağından kurtulması ve Afganistan, Pakistan, Taliban ve Hazar petrolüne odaklanmasını gerektiriyor. Taliban’ın ülkenin görece iyi kısmını elinde tutuyor ve Afganistan korkunç bir batak. Berbat bir krizin içinde olan olan Pakistan’ın başkenti İslamabat’tan sadece 160km uzaktalar. Hergün Afganistan ve Pakistan’a ABD bombaları düşüyor ve bunların kukla hükümetleri hiç bir şey yapmıyor. İran, Rusya ve Çin farklı kriterlere göre değişkenlik gösteren bakış açıları ve farklı teyakkuz kademelerinde bu tehditkar manevraları izliyor. NATO’nun Rusya’yı Polonya ve diğer bölgelerde kuşatması Rusya’nın tedirginliğini artırıyor. Fakat bu üç ülke aynı çıkar çatışmalara taraf olduklarını biliyorlar. Biri Rusya ve Çin ile ABD arasında, diğeri İran ve ABD arasında. Gerçekten patlayıcı bir formül, ama NWO elitinin Dünya Devleti’ni tahta çıkarması için gerekli bir risk. Bunun dünyanın bütün ülkeleri için bir uyanış çağrısı olması gerekiyor. Her ulusta kırmızı ışıkların ve alarm zillerinin çalışması gerekiyor, çünkü Dünya Devleti hiç bir ülkeyi kapsam dışı bırakmayacak. ABD, İngiltere ve İsrail çıkarlarına hizmet edecek olan Dünya Devleti’ne “gönüllü” katılmayacak olan tüm ülkeler “haydut devlet”, “antidemokratik”, “insanlığın karşısında”, “anti-semitik” olarak damgalanacak ve bunu takip eden süreci hepimiz biliyoruz…

5) DAHA DA FAZLA İFLAS: MİLYONLARCA ÇALIŞAN İÇİN İŞSİZLİK VE YOKSULLUK

ABD ve Avrupa bankaları iflas etti, büyük endüstriler iflas etti(sonuncusu Chrysler), küresel sigorta ve sigorta birlikleri teknik olarak beş parasız. Finans sistemlerinin çoğu teknik olarak en iyi ifadeyle güvenilmez, en kötü ifadeyle varlığını sürdüremez durumda. Gelişmiş ülke devletleri şirket üstüne şirket kurtarmak zorunda. Bütün bunlar aşırı kapitalizmin kendi haline kontrolsüz bırakıldığı zaman devletin şirketleri devraldığı ve banka patronlarının çıkarını koruduğu Sovyet benzeri bir sisteme dönüştüğüne kanıt.

Yine aynı döngüyü görüyoruz: Önce devasa karların doğrudan bankerlerin, spekülatörlerin ve çeşit çeşit asalağın cebine aktığı özelleştirme dalgası geliyor, sonra da bütün sistem şu anda olduğu gibi çöküyor, gerçekleşen ve gerçekleşmesi beklenen muazzam kayıplar devlet fonlu kurtarmalar vasıtasıyla vergi mükelleflerine yükleniyor. Hapiste olması olması gerkenler kurtarılıyor, geri kalan herkes çaresiz şekilde kaderlerine terk ediliyor.

Kimse kral çıplak demese de -en azından şimdilik- dolar teknik olarak hiperenflasyona uğratıldı. Uzmanlar şimdi bunalımın ABD, Avrupa ve Asya’da “düşünülenden çok daha kötü” olduğunu öğrendiklerini söylüyorlar. Milyonlarca insan işini ve huzurunu kaybedecek, milyonlarca insan emekliliklerini ve birikimlerini kaybedecek(nlty2000’in notu: bkz. ilk yazım), milyonlar sokağa dökülecek, baskı görecek. Sosyal bir savaş…

6) DOLANDIRICILIK VE DAHA FAZLA DOLANDIRICILIK

NASDAQ eski başkanı, Tel Aviv Yeshiva üniversitesi eski rektörü ve Wall Street yatırımcısı Bernard Madoff, diğer “yatırımcılardan” çaldığı 70 milyar dolarla aşırı kapitalist sistemin bir parçası olan saadet zincirini örnek almış banker mega-dolandırıcılığının sembolü oldu. Buna rağmen Madoff’a karşı daha kibar olmalıyız çünkü günah keçisi rolünü üstlenerek bütün saadet zinciri suçlamalarına hedef olurken gerçek şu ki aslında bütün finans sistemi dev bir saadet zinciri. CitiCorp (William Rhodes, Robert Rubin), Bank of America, Goldman Sachs (Henry Paulson, Timothy Geithner), Morgan Stanley, AIG (Maurice Greenberg) yahudi ve uluslararası bankalar ve sigorta şirketleri hep bu esasa göre çalışıyor.

Perde arkasında neler olduğunu daha iyi anlamak için Freddie Mac’in yeni şefi David Kellermann’ın “intiharına” bakalım. Rus haberalma kaynakları daha inandırıcı bir ölüm nedeni bildiriyor: Kellermann Freddie Mac’in 50 milyar doları Siyonist ve İsrailli örgütlere hortumladığını farketti ve bu skandal bilgiyi basınla paylaşacak, açık edecekti. Obama’nın çifte vatandaşlığa sahip(İsrail+ABD) beyaz saray kadro başkanı Rahm Emanuel’in MOSSAD elemanı olmasından şüphe duyulduğunu da hatırlatalım.

7) H1N1 DOMUZ GRİBİ SALGINI

Bu da dünya basının yukarıda saydığım dramatik olayları manşetlerden uzak tutmak için oluşturduğu duman bulutu olabilir. Şimdiye kadar dünya çapında sadece 2000 H1N1 vakası görüldü. FoxNews bir kaç hafta önce ölüm sayısını 160 olarak duyurmuştu, bu rakam şimdi 30 civarı. Dünyanın geri kalanı da aynı. Basın histerik tepki vererek olayı pandemik olarak tanımlamaya çalıştı, bu da şu anda Tamiflu ve diğer grip ilaçları satışlarında rekor kıran büyük ilaç laboratuvarlarını çok mutlu etti. NWO insanları da bu arada kitlelere korku salarak uysallaştırma amacı güden psikolojik savaş operasyonlarının sonuçlarını test edip değerlendirme fırsatı buldu. Maskeler, karantinalar, kitlesel aşılamalar, iptal edilen uçak seferleri… 2004 ve 2005’te kuş gribi paniğinde olduğu gibi.

Bir noktada, şüphesiz seçilmiş sentetik bir virüsü hedef gruplara salacaklar, çünkü Dünya Devleti’nin anahtar hedeflerinden biri Kissinger’ın Ulusal Güvenlik Stratejisi Memorandumu‘nda tavsiye ettiği gibi dünya nüfusunun hızlıca azaltılmasıdır.

Son olarak, ele aldığımız yedi konu izole ve birbirinden bağımsız olarak görülmemeli. Çok daha büyük bir stratejinin parçaları olarak tarihsel penceresinden incelenmeli. Bunları ve diğer faktörleri birlikte analiz etmek ve orta ve uzun vadedeki etkilerini öngörmek, bize CNN, Fox, BBC, NBC, New York Times, Washington Post, Daily Telegraph vb.nin söylediğinin aksine dünyada gerçekte neler olageldiğini anlama imkanı verecek.

Kısaca anahtar soru her yerde daha da aşikar olarak karşımıza çıkıyor: Ne kadar zamanımız kaldı?

Yargıç siz olun… kendi seçiminizi yapın. Homer Simpson benzeri TV izleyip göbeğini kaşıyan adam olabilirsiniz, ya da… her birlikte bütün bu felaketin farkına varabilir ve bireyler yapmaya başlayabiliriz. Nerede olduğumuzun hiç bir önemi yok. Her ne yapacaksak çabuk olmalıyız!

Yazının İngilizcesine buradan, İspanyolcasına buradan ulaşabilirsiniz. Adrian Salbuchi araştırmacı, yazar, radyo programcısı ve Arjantin İkinci Cumhuriyet Hareketi’nin kurucusudur.

Reklamlar

0 Responses to “Küresel Kriz: Ne Kadar Vaktimiz Var?”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s





%d blogcu bunu beğendi: