Bugün NTV’de yayınlanan Yuva(Home) belgeseli hakkında notlar

home

90 ülke ile aynı anda yayınlanan belgesel doğayı nasıl alt üst ettiğimizi ve işleri yoluna koymak için ne yapmamız gerektiğini anlatıyor. Televizonda yayınlanması nedeniyle birçoğunuzun izlediğini tahmin ettiğim filmde verilen bilgilerin özetini konu başlığına göre toparladım:

Gıda:

  • Çiftçilik hala en yaygın meslek. Üstelik çiftçilerin dörte üçü el emeğiyle, enerji kullanmadan üretiyor.
  • Nüfusun %50’si şehirlerde. Yani nüfusun %50’si parazit. Köydeki %50, şehirdeki %50’yi besliyor. 3 milyon ABD köylüsü tarımda enerji kullanarak 2 milyar insanı besleyecek kadar üretim yapıyor. Ama bu ürün hayvan yemi ve benzin yapımında kullanılıyor.
  • Tarım devriminden sonra(1950’ler sonrası, bu konuya ileride değineceğim) çiftçiler tarla bitkilerindeki çeşitliliğin dörtte üçünü yok etti.
  • 1kg patates için 100 litre, 1kg pirinç için 4000 litre, 1kg sığır eti için 13000 litre su harcanıyor. İklim değişikliğini durdurmaya ve doğayı korumaya et yemeyi bırakarak başlayabilirsiniz.
  • Balık stoğumuzun dörtte üçü tükendi ya da tükenmek üzere. Tamamının tükenmesi ise pek yakın.
  • Ekilebilir toprağın %40’ı kalıcı olarak hasar gördü.

Su:

  • 500 milyon insan çölde yaşıyor. Bu insanlar kuyulardan 25000 yıl önce yağan yağmurların sularını çekerek hayatta kalıyorlar. Yani fosil su, ya da “maden” su ile.
  • Bir süre önce çölde tarım yapılmaya başlandı(Önceki yazımda belirtmiştim). Sulama için işte bu 25000 yıllık su stoku hiç bitmeyecekmiş gibi hesapsızca kullanıldı. Su seviyesi hızla düştü. Sonuç fiyasko. İçilecek suyun ziyan olması da cabası.
  • Hindistan’da giderek daha derin kuyular açılıyor. Nüfus artarken su seviyesi düşüyor. Akiferler(yer altı havzaları) bir bir kuruyor.
  • Bataklıkların suyu süzme ve uzun süreli depolama özelliğini bilmedik ya da bilmezden geldik ve onları kuruttuk. 20yy’da yeryüsündeki bataklıkların yarısı kurutuldu. Su kaynaklarımızı korusun, yatırımlarımızı planlasın diye kurduğumuz DSİ adlı kurum da bu korkunç yanlışta ısrar ediyor, bilginize…
  • Suyu depolayıp çevrimi yumuşatan bir başka mekanizma dağ buzulları. İklim değişikliği yüzünden bunlar eriyor ve sonuçta besledikleri nehirler yazın kuruyor.
  • İklim değişikliği nedeniyle yükselen deniz seviyesi yer altı sularının tuzlanmasına, dolayısıyla daha da fazla susuzluğa yol açacak. Susuzluk yüz milyonlarca mülteci yaratacak.

Maden ve diğer kaynaklar:

  • Ucuz petrolün sonuna geldik ve görmezden geliyoruz. Ucuzdan kasıt sadece para maliyeti değil, enerji maliyeti. bkz.Net enerji.
  • 2100’e kadar dünyanın bütün madenleri son gramına kadar tükenecek. (Bence bu iyimser bir rakam)
  • Dubai, hovardaca ve aptalca fosil yakıt tüketiminin damgasını vurduğu bir ibret şehri. Çıldırmışcasına tüketilen petrol sayesinde yoktan var edilen bir kent. Dünyayı uyaracak bir tehlike işareti.
  • Kağıt için dikilen okaliptus ağaçları aşırı miktarda su buharlaştırıyor, bir başka deyişle tüketiyor.
  • Belgeselde ayrıca tarihçilerin ve antropologların anlattığı en korkunç hikaye olan Paskalya Adası(Easter Island) trajedisine değinildi. Bu adada yaşananlar bizim gelecekte yaşayacaklarımıza benziyor. Yani sınırlı bir doğal çevrede aşırı nüfus ve kaynakların hesapsızca kullanımı sonucu medeniyetin aniden sona ermesi ve toplu ölümler. Bu konuda önümüzdeki günlerde bir yazı yazacağım.

Bu süreçlerin en önemli özelliği defalarca vurgulandı: “Giderek hızlanıyoruz.” Bu cümle, Kesişen Yollar yazımdaki grafiklerle aynı şeyi anlatıyor.

Belgeseli izlerken gözümüze sokulan tezatlar insana azap verecek boyuttaydı. Birincisi, belgeseli yayınlayan NTV’nin Yeşil Ekran adlı “iyi hissetme” kuşağı. Duyarlı gözüküp prim yapmaya çalışan kanal kocaman, klimalı bir binada yerleşik ve her gün yüzlerce çalışanı İstanbul’un bir ucundan kilometrelerce araba kullanarak işe geliyor. Sonra televizyonunuzu stand-byda bırakmayın diye bize öğüt veriyor, küfreder gibi…

Reklam arasında yayınlanan reklamlar da evlere şenlikti. Omo, çocukların suyunu harcamayalım diye kampanya başlatmış efendim. Omo kim? Deterjan üreticisi. Deterjan nedir? Denizleri ve toprağı en çok kirleten, doğada parçalanamayan kimyasallardan oluşan temizlik malzemesi. Evsel atık suların artılıp tekrar içilir hale gelmesinin önündeki en büyük sorunu teşkil eden kimyasal. Diğer reklam, çevreci bankamız, gururumuz Garanti Bankası. Kağıtları geri dönüşüme göndermemizi öğütlüyor bize. Bir bankadan kağıt tasarrufu dersi alıyoruz, sanırım kıyamet yakın. Diğer reklam, bize lüks tatil öneriyor. Az önce izlediğimiz belgesel sanayi toplumunun kendi sonunu hazırladığını anlatıyordu bize, bu reklam ise bir sanayi toplumu icadı olan “tatil”in en lüksünü öneriyor. En karbonlusunu, en petrollüsünü… Tek bir reklam on ikiden vurmuş gibiydi: Dizayn damla sulama sistemi. Bana birisi bu ülkede neden hala verimli ve bilimsel sulama seferberliği başlatılmadığını izah edebilir mi acaba? Gerekli donanım hazır, görüyorsunuz. Daha kaç gölümüzün kurumasını bekliyoruz? Velhasıl reklam kuşağı mı daha trajikti, belgeselde anlatılanlar mı, karar vermedim.

Belgeselden çıkarılacak dersler şu şekilde özetlenebilir:

  1. Doğayla bağlantımızı yeniden kurmalıyız. Şehir hayatı ve batı medeniyeti paradigmaları istesek de istemesek de değişmek zorunda. İsteyerek ve yumuşak bir geçiş yapmazsak doğa bunu acılı ve ani bir şekilde kendisi yapacak.
  2. İstihdam yaratmak için doğayı tüketmek yanlıştır. İşsizlik ekonomik bir sorun değildir, bir nüfus sorunudur.
  3. Bu blogun başlığında ekonomi, doğa, gıda… şeklinde sıralanan krizlere mülteci krizinin de eklenmesi gereklidir. Yazar bunu atlamıştır!
  4. Herkesin bu gidişi durdurmak için yapabileceği bir şeyler vardır. Önce sorunu kabullenmemiz gereklidir. Sorun medeniyetin ta kendisidir. İnkar etmek sadece bizi daha fazla sıkıntıya sokar.
  5. Yenilenebilir enerji kullanmalıyız… Belgesel işte bu reçetede baltayı taşa vuruyor. Yenilenebilir enerjiler ancak ve ancak fosil yakıtlarla bir arada bulunabilir. Enerji ihtiyacımızı karşılamanın tek çözümü ihtiyacı kademeli olarak ortadan kaldırmaktır. Biz bunu gönüllü yapmazsak birileri mutlaka yapacaktır. Ne Kadar Vaktimiz Var? yazıma bir göz atın.

Belgeseli izlemediyseniz tekrarını kaçırmayın. İzlediyseniz, verilen bilgilere kayıtsız kalmanız iyiye işaret değil. Tepkisiz kalıyorsanız ya evliyasınız, ya ölü. Evliya değilsiniz. Peki siz ölü iseniz, çocuğunuz da mı yok? Çocuğunuzun açlık ve susuzluk içinde kıvranacağı bir hayat yaşamasını ya da onu dahi yaşayamamasını ister misiniz? Peki neden bir şeyler yapmıyorsunuz?

About these ads

11 Responses to “Bugün NTV’de yayınlanan Yuva(Home) belgeseli hakkında notlar”


  1. 1 serkan 05 Haz 2009, 20:43

    rum suresi ayet 41
    “İnsanların kendi işledikleri sebebiyle,karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır.[427] *

  2. 2 mikail 11 Haz 2009, 06:14

    harika bir belgesel

  3. 3 özlem ebru demirer 15 Haz 2009, 09:56

    bu belgeseli izlediğimden beri çok huzursuzum. zaten kişisel bir takım yaptıklarım vardı. öğrencilerime bu belgeseli izlettireceğim mesela. suyun ve elektiriğin ekonomik kullanımı konusunda özen gösteririm ama benim yapacaklarımın hiçbir faydası olmayacağını biliyorum zira insanlardaki bencil yürek ve sahip olma istemi onların heryere kazık çakmasına ve geri kalan canlıların yok olmasına sebep oluyor. bu konunun dünya üzerinde iyi niyetli kuruma verilmesi lazım. yerel yönetimler ne ormanı koruyor ne suyu ne havayı. bunu dünya üzerinde tek bir kuruluş ve yaptırımlı cezalı olarak uygulamalı. orman yangınına sebep olduysan yada kesilmesine izin verdiysen o toprak senin elinden alınıp o yeşil örgüt e verilmeli mesela

    • 4 nlty2000 15 Haz 2009, 19:16

      Olaylara verdiğimiz ilk tepki çoğu zaman rasyonel değildir. Bunu bilen politikacılar endişe duyduğumuz şeylere karşı verdiğimiz rasyonel olmayan tepkileri pekiştirip duyarlılığımızı sömürmek için propaganda yapıyorlar.
      Misal, siz doğa kıyımlarının önüne geçmek için uluslararası, devletler üstü, çok güçlü bir kurumun varlığını talep ediyorsunuz. Bu ilk aklınıza gelen çözüm. Bunun gayet farkında olan güç odakları size istediğiniz bu devletler üstü gücü yakında verecek. Şuna emin olun, ulus devletlerin egemenliğini kaybetmesi doğanın tahrip edilmesi kadar büyük bir tehlike. Şu anda BM’nin gündeminde karbon vergisi var. Bu, aslında insanların duyarlılığını ve endişesini sömürerek, tükenen fosil yakıtların birilerinin keyfine göre milletler arasında pay edilmesine vesile olacak bir mekanizmadır. Bize fosil yakıtların çok az ömrünün kaldığını hiç bir devlet başkanı söylemeyecek. Greenpeace “yenilenebilir enerji” yalanlarına devam edecek. Ancak ve ancak kendi irademizle, bilinen ve çokca yazılıp çizilmiş gerçekleri okuyup değerlendirdiğimiz zaman bu sahtekarların önüne geçebilir, maskeleri düşürebiliriz. Beni okumaya devam edin. Kaynaklar kısmına göz atmayı unutmayın.

      • 5 özlem ebru demirer 15 May 2010, 11:35

        iyi niyetli bir kurum demiştim ama greenpeace’i bile kara listenize almışsınız. aslında haklısınız. şu anda güvenilecek bir kurum kalmadı desek yeridir. işte buda söylediğim gibi insanoğlunun asla kırılamayacak bencilliğinin sonucu. herkes gününü ve gemisini kurtarmaya çalışıyor. iyi niyetlerle kurulan bir derneğin iyi niyetli yardımlara ne kadar tepkisiz kalabilir ki. paranın ucundan azıcık alsam ne olur ki ile başlar sonra büyük oyunlara katılır. yani dünyanın kurtarılması adına ütopik hayaller kuruyoruz ama sonuca baktığımızda tek güveneceğimiz şey doğanın inanılmaz gücü. her ne kadar sınırı zorlasak ta

  4. 6 hüseyin 23 Tem 2009, 19:21

    arkadaşlar belgeselin müziğini kim apmış aceba çok güzel nerden bulabiliriz fikri olan varmı

  5. 7 faik murat 26 Tem 2009, 09:59

    Blog’unuzu bugün fark ettim, şimdilik sadece Yuva belgeseli yazınızı okudum ama bu yazıdan bile çıkardığım, aynı görüşleri paylaştığım yeni bir dost bulduğum yönünde. Diğer yazılarınızı da okuyacağım.

    Yuva belgeseli hakkında yorumlarınız çok yerinde. Ben de belgeseli seyreder seyretmez, blogumda yazma ihtiyacı hissettim. Belgeseli seyredemeyenler için yazımda linki bulabilirsiniz.

    http://alternatifyasam.blogspot.com/2009/06/yuva-home-belgeseli.html

    Sağlıcakla Kalın.

  6. 8 zeynep 07 Mar 2013, 18:56

    belgeseli şimdi bende izliyorum yarısına geldim.Bana ödev olarak verildi onun için bu kadar geç izlemem benim ayıbım aslında.Peki bu belgeseli izleyen arkadaşlara bir sorum olacak.Bu belgeseli 7.sınıf öğrencisine izletebilir miyiz sizce:?

    • 9 nlty2000 12 Mar 2013, 17:20

      Geç gelen yanıt için özür dilerim. Eleştirilerimi dikkate aldıysanız izletin, ama ben öğretmen olsam öğrencilerime bunu öğrensinler diye değil, onları aldatmaya çalışanlar nasıl yöntemler kullanıyorlar görsüneler diye izletirdim. Çünkü özellikle genç zihinlerde yaratacağı suçluluk duyguları onlar için ezici ve yıldırıcı olabilir. Genç insanları yıldırmak yapmak isteyeceğimiz son şeydir.


  1. 1 Her Koyun Kendi Bacağından Asılır | Resimleri - Masaüstü Resimleri - Manzara Resimleri - Araba Resimleri 14 Nis 2010, 18:22 yazısı için Geri İzleme tarafından yapılan yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s





Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 73 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: