Tarihçi yazar Ugo Bardi, Roma’nın yıkılışını net enerji prensipleriyle açıklamaya çalışıyor(1). İddiasını kanıtlarken Joseph Tainter’a(2,3) atıfta bulunuyor. İddianın özü kişi başına düşen kullanıma hazır enerji miktarındaki azalma ile ilgili. Okumaya devam edin ‘Olduvai, Kopenhag ve Küresel Faşizm’
Olduvai, Kopenhag ve Küresel Faşizm
Yayınlanma 21 Nov 2009 Uncategorized Leave a CommentTags: büyük birader, domuz gribi, domuz gribi aşısı, ekonomik enerji verimliliği, elektronik kimlik kartı, enerji yoğunluğu, faşizm, gdo, h1n1, h5n1, hopenhagen, küresel ısınma, küreselleşme, kopenhag zirvesi, petrol krizi
Müjdeler olsun yurdumun taşına, toprağına… GDO yazımın üzerinden iki hafta geçmedi, GD gıdayı ve GD tohumu serbest bırakan “Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik” resmi gazetede yayınlandı. Bununla birlikte en yetkili ağızlardan “GD tohumlar yasaklandı” şeklinde %100 yalan demeçler… Kelimeler kifayetsiz kalıyor… Okumaya devam edin ‘…’
GDO’lar: Adı Konmamış Kitle İmha Silahları
Yayınlanma 13 Oct 2009 Uncategorized 7 YorumlarTags: andrew kimbrell, arpad putztai, biyotek, buyukcokus.com, entransfood, GD buğday, gdo, gen haritası, gen teknolojisi, gen transferi, genetik mühendisliği, gmo, ignacio chapela, kanola, kolza, mon-810, percy schmeiser, spermisit mısır, starlink, terminatör gen, transgen, transgenik
“Gıda kaynaklarını kontrol eden, insanları kontrol eder.”
-Henry Kissinger*
“Gıda güçtür! Biz bunu davranışları kontrol etmek için kullanırız. Bazıları buna rüşvetçilik diyebilir. Özür dilemiyoruz.”
-Catherine Bertini(ABD eski Tarım Bakanı Yardımcısı, BM Gıda Programı eski yöneticisi)
Komedi dizisi Seinfeld’in “The Mango” bölümünde Jerry Seinfeld şöyle diyor: “Bilim adamları çekirdeksiz karpuz yapmış. Çekirdeği tükürme sıkıntısı ne kadar büyük bir sorundu ki vakitlerini ve enerjilerini buna harcamışlar?” Seinfeld’in saf bir yaklaşımla anlayamadığı şu ki, o bilim adamlarının derdi bizi çekirdeği tükürme zahmetinden kurtarmak değil. Gıdanın genetiğiyle oynanması fikri, daha fazla tohum satarak para kazanmaktan çok çok öteye uzanıyor. Hayatın yazılımı olan DNA’yı ticari mal haline getirmekten tutun, insanları birer robot-köleye çevirmeye kadar geniş spektrumlu bir şeytani planın bir parçası. Okumaya devam edin ‘GDO’lar: Adı Konmamış Kitle İmha Silahları’
“The Age Of Stupid” belgeseli hakkında
Yayınlanma 28 Sep 2009 Uncategorized 2 YorumlarTags: enerji karnesi, iklim değişikliği, kaynakların laneti, kyoto protokolü

İklim değişikliği ve beraberinde getirdiği sorunlar hakkında bir belgesel film daha… Okumaya devam edin ‘“The Age Of Stupid” belgeseli hakkında’
Petrole alternatif enerji kaynakları
Yayınlanma 02 Sep 2009 Uncategorized Leave a CommentTags: alternatif enerji, enerji krizi, petrol krizi, yenilenebilir enerji
Yahoo’nun teknik eposta grubu Running On Empty 2‘nin yöneticisi, bağımsız araştırmacı Bruce Thompson’ın bir çok güvenilir kaynaktan derlediği ve yılların süzgecinden geçirdiği bilgileri bir tablo haline sunduğu “İkna Raporu”, petrol ve alternatiflerinin durumu hakkında bir çok kitaba sığabilecek bilgiyi paket olarak göz önüne seriyor. Artmakta olan bir bilgi kirliliğinden ve önümüzdeki günlerde gazetelerde çıkması muhtemel “mucize enerji”, “enerji krizine çare bulundu” gibi zırvalardan korunmak ve fikir sahibi olmak için oldukça faydalı.
MSWord biçimindeki tablo http://www.postcarbon.org/files/!CONVINCE%20SHEET%20v19.doc adresinden indirilebilir. Dili İngilizcedir. Word programı olmayanlar tablonun biraz daha dağınık bir html sürümüne http://www.greatchange.org/ov-thomson,convince_sheet.html adresinden erişebilir.
Nüfus
Yayınlanma 22 Aug 2009 Uncategorized Leave a CommentTags: dünya nüfusu, nüfus artışı, türkiye nüfusu

Bir hamilenin ya da bebekli bir kadının hayatını düşünün. Bu kadın çevresindeki insanlara muhtaçtır, onların olmadığı yerde yapamaz. Yani hayatta kalma yetisi azalmıştır. Çünkü enerjisinin çoğunu hayatta kalmaya değil, çoğalmaya, nesil yetiştirmeye harcamaktadır. Toplum da enerjisinin önemli kısmını yenidoğana ayırmalıdır ki çocuk sağlıklı bir yetişkine dönüşebilsin. Okumaya devam edin ‘Nüfus’
Daha önceki yazımda belirttiğim gibi para insan emeğinin ölçüsüdür. Diyelim petrolün varili 80 dolar. O 80 dolar bir varil petrolün değerini ölçmez. Petrolü yattığı yerden çıkarıp size getiren insanın emeğini ölçer. Bir kg buğdaya ödediğiniz para, tarlasına ektiği ürünü size satan adamın emeğini ölçer. Bir litre tatlı su, suyu şişeleyip size getiren adamın emeğini ölçer. Peki gerçek doğal kaynağın; petrolün, buğdayın, suyun değerinin ölçüsü nedir? Çok basit. Bunların değerini ölçemeyiz. Çünkü bunların doğaya maliyetini hesaplayamayız. Peki bunların doğaya maliyeti nedir? Okumaya devam edin ‘Para II: Para ölçü birimi değildir’
Para
Yayınlanma 17 Aug 2009 Uncategorized 1 CommentTags: bank of england, banknot, enflasyon, faiz, FED, kağıt para, merkez bankası, paranın tarihi, petrodolar, TCMB, tefecilik
“Kağıt para eninde sonunda gerçek değerine döner. Sıfıra.”
-Voltaire, 1729
“Lenin haklıydı. Toplum düzenini yok etmenin en emin, en etkili, en kurnaz yolu para birimini saptırmaktır.”
-John Maynard Keynes
Paranın, ilk kullananlar olduklarını tahmin ettiğimiz Lidyalılar zamanından bir kaç asır öncesine kadar ifade ettiği anlamla, son asırlarda, hele hele günümüzde ifade ettiği anlam arasında hiç bir ilgi ve yakınlık yoktur. Bugün para bambaşka bir kavram haline gelmiş durumda. Para artık bir değişim aracı değil. Sahip olduğu idda edilen üç özelliğe de sahip değil. Bu durumu Kesişen Yollar yazımda anlatmıştım. Para kavramı tanınmayacak hale geldi. Dahası, bugün insanlığın rasyonaliteyle, analitik düşünceyle arasında duran en büyük engel oldu. Okumaya devam edin ‘Para’
İthalat, kredi, tüketim
Yayınlanma 15 Aug 2009 Uncategorized Leave a CommentTags: banka, döviz rezervi, dış ticaret açığı, ithalat
Etrafta gördüğünüz her şey -yollar, barajlar, hastaneler, okullar, evler, arabalar- borçla alınmıştır. Bu varlıklara, cisimlere ne zaman yenisi eklense bilin ki yeni bir borç alındı. Zaten para dediğimiz şey para değildir, borç senedidir. Parayla satın aldığınızı sandığınız ürün ve hizmetler sizin ya da birilerinin borcunu ödeme taahhütü karşılığında alınmıştır. “Kalkındığımızı” sandığımız 1945 sonrası zaman diliminde sadece borçlanarak hayat standardımızı yükselttik. Ve bu borcu nasıl ödeyeceğimiz belli değil. Aslında hiç bir zaman kurtuluş savaşı sonrası ya da ikinci dünya savaşı sırasında olduğumuzdan daha zengin olmadık. Ama o zaman bağımsızlığımız vardı, şimdi o da yok. Daha da kötü durumdayız. Okumaya devam edin ‘İthalat, kredi, tüketim’
Küresel Isınmaya ve Petrolün Tükenmesine Karşı Ne Yapabiliriz?
Yayınlanma 30 Jul 2009 Uncategorized Leave a CommentTags: dışa bağımlılık, enerji, küresel ısınma, nüfus artışı
